Belgrad'da gençlik kazandı, düzen yıkıldı
Sırbistan'daki öğrenci hareketi, 14 yıllık Vučić iktidarını önce sokakta, sonra sandıkta yendi. Fakülte işgalleriyle başlayan iki yıllık mücadele, siyasetin sokakta inşa edilebileceğini tüm dünyaya gösterdi.
35 yazı
Ünlem’de çıkan bütün yazılar, en yeniden eskiye. Bölüme göre süz.
Sırbistan'daki öğrenci hareketi, 14 yıllık Vučić iktidarını önce sokakta, sonra sandıkta yendi. Fakülte işgalleriyle başlayan iki yıllık mücadele, siyasetin sokakta inşa edilebileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Geçtiğimiz hafta ülkemiz için yine skandal, ihmal ve baskılarla dolu geçti. Bir yanda Fon Skandalı yeni haberlerle büyürken diğer yanda bu meseleyi haberleştiren gazeteci Bahadır Özgür gözaltına alındı ve ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Dünyanın dört bir yanında iktidarlar, halkın insanca yaşam taleplerine çözüm üretemez halde. Fransa’dan İspanya’ya ve Brezilya’ya, barınmadan eğitime ve seçim sonuçlarına kadar yaşanan krizler karşısında halk çözümü sokakta arıyor.
İkilemlerin olduğu bir sıkışmış siyasetin içindeyiz. Çelişkiler kendini sürekli gösterirken düzen siyasetinde sorunların sorumluluğu Saray rejimini teğet geçiyor.
Üniversitelerden liselere, eğitim kurumları iktidarın talimatlarıyla şekillendirilmeye ve öğrencilerin söz hakkı yok sayılmaya çalışılıyor.
Ünlem’in 23. Sayısında değindiğimiz “Aile ve Nüfus On Yılı” projesi, “Ailem Güvende” operasyonuyla yeni bir boyuta geçti. AKP iktidarının gerici politikaları, yurttaşa makbul gördükleri hayatı empoze etmesiyle derinleşiyor.
Sıra arkadaşımıza yazıyla ilgili fikirlerini sorduk, burayı kampüs olarak hep birlikte doldurduk: Hukuki olarak suç olmayan durumların suç şeklinde ifade edilmesine alıştık.
Ünlem’in dosya yazılarının çıktığı üçüncü sayfasını bu akademik yılın ilk sayısında bir itirafla açmak gerekiyor: kampüslerden uzak kaldığımız bu yaz döneminde, Saray rejimi, elindeki yargı sopasıyla her masadan bir zafer ilan ederek kalktı.
Fransa’da son haftalarda eğitim alanında art arda grevler, blokajlar ve öğrencilerden üniversite emekçilerine, üniversite bileşenlerinin organize ettiği genel kurullar düzenleniyor.
ODTÜ Bahar Şenliği’nde yaşananlar, bir öğrenci gerginliği ya da anlık bir reaksiyondan ibaret değil.
Toplumsal meşruiyetini yitirmiş Saray rejimi, çareyi baskı aygıtlarını derinleştirmekte ve bu aygıtları muhafazakâr ideolojiyle kurumsallaştırmakta buluyor.
Ünlem’in bu yazısı, BirGün gazetesi muhabiri Sarya Toprak’ın “Kadın düşmanı yeni 10 yıl” başlıklı haberinden ilhamla yazılmıştır.
Marksist tarihçi Eric Hobsbawm, 1 Mayıs’ı “yılbaşı dışındaki tüm günlerden daha evrensel bir gün” olarak tanımlar. Çünkü 1 Mayıs, dünyayı var edenlerin, yani üretenlerin sınırları aşan ortak sesidir.
ABD hegemonyası günden güne zayıflıyor. Soğuk Savaş sonrası tek egemen güç sayılan ABD, İran karşısında yaşadığı yenilgiyle bir “kağıttan kaplan” olduğu gözler önüne serildi.
Üniversitemizin Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Cemil Yıldızcan, kampüslerde gıda güvencesizliği üzerine yürüttüğü araştırmayı konuşmak üzere Ünlem’in sorularını yanıtladı.
Üniversiteler 12 Eylül askeri darbesinin mirası olan YÖK’ün yeni bir baskı dalgasıyla bir kez daha karşı karşıya kalıyor.
Geçtiğimiz günlerde gazeteci İsmail Arı 3 ay önceki haberleri gerekçe gösterilerek bayram ziyaretine gittiği Tokat’ta gözaltına alınıp Ankara’ya getirildi ve tutuklandı.
19 Mart’ın üzerinden tam bir sene geçti. Memleketin üzerine serilmeye çalışılan karanlık da barikatları aşarak umut tohumlarının yeşertilmesi de aynı günde birleşti.
ABD ve İsrail öncülüğünde Orta Doğu halklarının maruz bırakıldığı zulüm her geçen gün artıyor. Emperyalizmin hedefinde yeniden İran var
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü köklerini, işçi kadınların eşit, özgür, şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinden alır.
Ortadoğu bölgesi on yıllardır emperyalist güçlerin kan, yıkım ve vahşete boğduğu bir “oyun alanı.” Bugün ise Ortadoğu’da etnik ve mezhep savaşlarıyla güç inşa eden ABD emperyalizmi günden güne hegemonyasını kaybediyor.
Türkiye siyasi tarihi, birçok kez halk iradesinin baskı aygıtları eliyle susturulmaya çalışıldığına tanıklık etmiştir.
Gramsci’nin “Aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği” sözü bu günlerde milyonların ruh halini en iyi yansıtan söz. Bir yanda emperyalizm eliyle mide bulandırıcı skandallar, cinayetler, katliamlar; bir yandan da bu çürümüşlüğe teslim olmayan milyonların direnişi...
Caracas’a 3 Ocak’ta düşen bombalar, ABD emperyalizminin yaşadığı hegemonya krizi nedeniyle benimsediği yeni stratejinin bir sonucuydu.
Türkiye’de beslenme hakkı kâğıt üzerinde bir anayasal madde olmaktan çıktı, “sınıfsal bir bariyer” haline geldi. Bugün kampüslerde, yurtlarda ve okul koridorlarında geçiştirilen öğünlerden muzdarip, karbonhidratla uyuşturulmuş gençliğin sesi yankılanıyor.
Galatasaray Üniversitesi geçtiğimiz yıl bütçe yetersizliğinden dolayı yemeklerin erkenden bitmesi ve birçok arkadaşımızın yemekhaneden yararlanamamasıyla sonuçlanan birkaç haftalık bir krize tanıklık etmişti.
Dünya Eşitsizlik Raporu’nun (World Inequality Report) 2026 yılı için yayımladığı çalışma, kapitalizmin yarattığı uçurumu açık bir şekilde sunuyor.
Laiklik; yasaların ve kamusal yaşam alanlarının; dini referanslara, kutsallara, dogmalara göre değil akla ve bilime dayalı olarak düzenlenmesidir, insan haklarının ve toplumsal barışın güvencesidir.
Eğitimde laiklik, bir sabah uyandığımızda aniden kaybolmadı.
Ülkemizdeki üniversite sayısı son 20 yılda hızla artarken, rejimin barınma politikaları yerinde saydı. Öğrenci sayısı katlanırken KYK kapasitesinin yetersizliği, özel yurtlar ve metalaşmış konut piyasası bu açığı fırsata çevirdi.
Avrupa hızla savaş ekonomisine geri dönüyor.
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yani 25 Kasım’ın tarihi Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı verdikleri özgürlük mücadelesinden vazgeçmemeleri sebebiyle öldürülen María Argentina Minerva Mirabal, Antonia María Teresa Mirabal ve Patria Mercedes’in anısına dayanır.
İstanbul’da genç olmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Günümüz dünya konjonktürünün belirleyicisi hâline gelen neoliberal politikalar, Türkiye’de son 23 yıldır iktidarda olan siyasi yönetim tarafından kararlılıkla uygulanıyor.
Emperyalist çıkarların şekillendirdiği savaş düzeni, 2025 dünyasında baskı ve zor rejimlerini yeniden üretiyor.
Faşizm genelde “geçmişi, ulusun eski ihtişamını yeniden canlandırmak isteyen” bir hareketmiş gibi anlatılır.