Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

Sayı 26 · Dosya

Bu rejimden kurtulmak için: Çare birleşik mücadelede

15 Eylül 2026

Bu yaz iktidar elinden düşürmediği yargı sopasıyla her hamlesinde bir zafer ilan etti. Toplumsal muhalefet ise parçalı, dağınık ve alternatifsiz bir sıkışmışlık içinde ilerliyor. Peki yeni döneme girerken bizi ne bekliyor?

Sokakta kol kola girmiş, bayraklar taşıyan bir kalabalık.

Ünlem’in dosya yazılarının çıktığı üçüncü sayfasını bu akademik yılın ilk sayısında bir itirafla açmak gerekiyor: kampüslerden uzak kaldığımız bu yaz döneminde, Saray rejimi, elindeki yargı sopasıyla her masadan bir zafer ilan ederek kalktı.

Ankara’daki NATO zirvesinde sokağa çıkan protestoculara baskı, ardından komedyen Deniz Göktaş’ın bir gösterisi yüzünden tutuklanması, iktidarın kimi neden hizaya çektiğini gösteren ilk fotoğraflardı. Diğer bir kanalda ilerleyen enkaz, yerel yönetimlere ve ana muhalefete yönelik operasyonlardı.

BASKILAR VE KAYYUMLARLA MUHALEFETSİZ SEÇİM İNŞASI

19 Mart’ta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ve CHP’li belediyelere düzenlenen operasyonlarda son halka, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve belediyenin hukuksuz biçimde el değiştirmesiyle tamamlandı. Bunu sadece birkaç ilçenin kaybı sanmak, sıkışmış siyasetin sıkışmış okumasıdır. Asıl mesele, seçimin ve sandığın giderek sembolik bir onaya dönüştürülmesidir. Aynı silah CHP yönetimine de çevrildi, parti yönetimine Mutlak Butlan kararıyla kayyum olarak Kemal Kılıçdaroğlu atandı. Ardından YENİ Parti’nin kurulmasıyla ana muhalefet partisi değişmiş oldu.

PEKİ GERÇEKTEN AİLEM Mİ GÜVENDE?

İktidarın dizayn aşkından yalnızca kurumsal muhalefet değil, vatandaş da nasibini alıyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde “Ailem Güvende” operasyonu ile 15 ilde LGBTİ+ gece kulüpleri ve dernekleri polis ve jandarma tarafından basıldı, ilgili derneklerin web sitelerine erişim engeli getirildi. Bu operasyonlar silsilesi; insanı tüm renklerinden arındırarak tek sesli “makbul vatandaş” yaratma arzusunu açıkça ortaya koyuyor. Unutulmamalıdır ki tüm bunlar partilerin nasıl muhalefet yapacağı, kadınların nasıl yaşayacağı, komedyenin nasıl espri yapacağı tartışmalarından bağımsız değil. Bilakis başka bir yansımasıdır.

EVET-HAYIR SIKIŞMIŞLIĞI REJİME YARADI

Bir diğer başlık, neredeyse 2 senedir gündemde olan DEM Parti ile AKP-MHP blokunun kapalı kapılar ardında ilerlettiği çözüm süreciydi. Meclis tatile girmeden önce yine kapalı kapılar ardında hazırlanan Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesiyle kamuoyu, yasanın kendisini değil, Özgür Özel’in neden “evet” dediğini tartıştı. Erdoğan’ın, Trump’ın Ortadoğu için çizdiği düzenin bir parçası olan bu yasayı kapsamlı biçimde tartışmak yerine evetçi-hayırcı ayrımına sıkışmak ise yalnızca rejimin işine yaradı.

ÖRGÜTSÜZ BİR HALK KAZANDIĞINI KORUYAMAZ

Bunların karşısında muhalefet, rejimin elinde tuttuğu düzen siyasetinden çıkamıyor. Toplumsal muhalefet parçalı ve dağınık bir mücadele sürdürürken geleneksel muhalefet kurumları diyebileceğimiz muhalefet partileri geniş bir cephede örgütlülük sergileyemiyor. Bu sorun, yaz boyunca iktidarın belirlediği gündemlerin peşinden sürüklenen ve alternatif eksikliği hisseden bir kamuoyuna sebep oldu.

SOKAKLARIN NABZI DEĞİŞİMDEN YANA

Bu tahlil, kimilerince bir umutsuzluk ve karamsarlık olarak yorumlanabilir. Oysa asıl görülmesi gereken, çarenin birleşik ve örgütlü bir halk hareketinde saklı olduğudur. Buna karşılık geçtiğimiz yaz ise örgütlü mücadelenin önemli bir örneğine tanıklık ettik. Hem Bağımsız Maden-İş üyesi Doruk Madencilik hem de Eti Gümüş emekçileri aylardır ödenmeyen hakları için tüm baskılara rağmen eylemdelerdi. Mücadelenin ardından anlaşma sonucu alacaklarının tamamının tahsil edileceğinin kesinleşmesiyle direniş bitirildi.

SANDIĞI BEKLEMEK YERİNE ONU ÖRGÜTLEYEN BİR HALK

Yargıyı, valiyi, kolluğu aynı anda seferber edebilen bir iktidarın karşısında yalnızca sandık gününü beklemek anlamsız. Bu yüzden gençliğin, işçinin, emekçinin, emeklinin, kadının, lubunyanın ortak bir asgari hatta birleşmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Çözüm geleneksel muhalefet kurumlarında değil, halkın kendi gücüyle kuracağı birleşik ve bağımsız örgütlülükte. Ünlem olarak amacımız da tam olarak bu. Gençliğin birleşik ve bağımsız bir cephesini örgütlemek. Sandığı bekleyen değil, o sandığı anlamlı kılacak gücü bugünden örgütleyen bir gençlik olmak.