Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

Sayı 27 · Dosya

Kimse güvende değil

22 Eylül 2026

Ünlem’in 23. Sayısında değindiğimiz “Aile ve Nüfus On Yılı” projesi, “Ailem Güvende” operasyonuyla yeni bir boyuta geçti. AKP iktidarının gerici politikaları, yurttaşa makbul gördükleri hayatı empoze etmesiyle derinleşiyor.

12 Eylül 2026 günü başlayan “Aile Nüfusu On Yılı” kapsamında yapılan, LGBTQI+ bireyleri ve aktivistleri hedef alan “Ailem Güvende” operasyonunda en az 162 kişi gözaltına alınırken 9 dernek, 13 işletme ve en az 71 sosyal medya hesabı hakkında adli soruşturma başlatıldı. Türkiye’nin ilk LGBTQI+ derneği olan Kaos GL, ÜniKuir ve üniversite kulüpleri hedef alındı. Sadece kamusal hayatta kuir bireylerin görünürlülüğünü engellemekle kalmayan bu ayrıştırıcı zihniyet, sosyal medyadaki LGBTQI+ dayanışması ve örgütlenmesini de bir tehdit olarak algıladı. Sadece kuir aktivizm hesapları değil, aynı anda LGBTQI+ kimliklerini rahatça ifade eden bireylerin de hesaplarına erişim engelleri geldi. 15 ili kapsayan bu ayrıştırıcı gözaltı ve soruşturmalara tepki olarak İstanbul ve Ankara’da toplanan LGBTQI+ aktivistleri ise hukuksuz şekilde polis müdahalesi ve gözaltılara maruz kaldı. İstanbul’daki yürüyüşlerde BirGün muhabiri Sarya Toprak ve Gürcistan’daki LGBTQI+ ile ilgili yaptığı haberi Kaos GL’de yayımlanan Tuğba Tekerek de bu kanunsuz gözaltılarının hedefi haline geldi. Sarya Toprak’la beraber 105 kişi tahliye olurken Tuğba Tekerek ve diğer aktivistler tutuklandı.

Kuir bireylerin yaşam alanlarını, örgütlenmelerini ve varlıklarını kriminalize ederken çocukların güvenliğini tehdit ettiği bahanesine sığınılıyor. Toplumu kendi gerici emelleri doğrultusunda dönüştüren faşist Saray rejimi, “müstehcenlik” adı altında nefreti örgütleyerek [sistematikleştirerek] iktidarının geldiği boyutu tekrar gösterdi.

AİLENİZ ŞİMDİ GÜVENDE Mİ?

Toplumsal hayatta sistematik olarak dışlanan, kimliğinden dolayı işe alınamadığından intihara veya seks işçiliğine süreklenen, kendi evlerinde bile güvende hissetmeyen kuir bireylerin dayanışması; devletin kutsallaştırdığı aile kurumuna kadınlara şiddet uygulayan tecavüzcülerden ve tacizcilerden, çocukları istismar eden tarikat ve cemiyetlerden, kız kardeşlerimizin soruşturulmayan katillerinden daha büyük bir tehdit midir?

Özellikle geçen günlerde Bilal Erdoğan’ın Diyarbakır ziyaretinde, üzerinden 2 yıl geçen ve hala cinayetindeki adaletinin sağlanmadığı Rojîn Kabaiş’in babasının onunla konuşma çabası üzerine sırtını dönüp gitmesi bu soruyu pekiştiriyor. Rojîn’in katilleri hala aramızda özgürce dolaşırken neden LGBTQI+ bireylerin özgürlüğü ellerinden alınıyor?

Bütün bunlar net bir fotoğrafı ortaya koyuyor. Aile kavramıyla meşrulaştırılmış politikalarla bizleri karanlığa sürükleyen tek adam rejimi; tacizcilerin, tecavüzcülerin, kadın katillerinin en büyük güvencesi olmayı başarıyor. Sadece kimlikleri yüzünden en temel hakları ve özgürlükleri bile sorgulanmaya açık LGBTQI+ bireyler ise gün geçtikçe daha güvencesiz bir yaşama doğru sürükleniyor. Mücadele alanlarımız bağımsız ve parçalı dağınık değildir. Sen ben biz birbirimizin çaresiyiz!