Krizler karşısında gençlik en ön saflarda
Emperyalist çıkarların şekillendirdiği savaş düzeni, 2025 dünyasında baskı ve zor rejimlerini yeniden üretiyor. Ortadoğu’da emperyalist dizayn sürüyor, Afrika’da bitmeyen vekalet savaşları yaşanıyor, Asya’da hegemonya mücadeleleri kızışıyor, Avrupa’da silahlanma yarışı hız kazanıyor. Dünya, bu krizlerin mimarları karşısında yönünü bulmakta zorlanıyor. Ancak küresel kaosun ortasında gençlik, dünya geneli her yerde direnmenin yeni yollarını arıyor; sessiz kalmamayı, kendi söylemini üreterek yanıt vermeyi öğreniyor. Güney’den Kuzey’e, lise sıralarından kampüs amfilerine uzanan gençlik dalgası, neoliberalizmin yarattığı borç, işsizlik, iklim felaketi, faşist-gerici saldırılar ve savaş sarmalına karşı öfkesini büyütüyor. Kurumsal siyaset ise bu öfkeyi görmezden gelmenin ve bastırmanın yeni yollarını bulmaya çalışıyor.
Rejim, gençliğin talepleri karşısında duvar örüyorken yasalar, adaleti tesis etmek yerine, haksızlıkları meşrulaştırmanın aracına dönüşüyor.
Dünyanın her yerinde benzer bir manzara var; sokak canlı, kampüsler hareketli. Kenya’da akaryakıt zamlarına karşı başlayan öğrenci protestoları haftalarca sürerken, Nepal’de gençler yolsuzluk ve işsizlikle yönetimi sarsıyor. Fransa’da “bloquons tout” çağrılarıyla üniversiteler ve fabrikalar kilitleniyor; ABD’de Trump çizgisinin dönüşüne karşı gençlik meydanları yeniden dolduruyor. Sri Lanka’da, Bangladeş’te, Arjantin’de ve İspanya’da gençler hayat pahalılığına, iklim adaletsizliğine ve ayrımcı yasalara karşı barikat kuruyor. Bunların yanında gençlik, Gazze’deki soykırıma karşı Filistin halkının sesi oluyor. Bu küresel yankı Türkiye’de de karşılığını buldu. 19 Mart’ta üniversitelerden yükselen direniş, yalnızca bir tepkiden ibaret değildi; yıllardır biriken baskının ortasında, yeni bir dönemin işaretiydi.
Barikatların önünde yükselen bu ses, dünya gençliğinin ortak öfkesine ve ortak umuduna eklendi. Kampüslerde, sokaklarda, dijital alanlarda yankılanan bu mücadele, sadece üniversitelerin değil, toplumun tamamının nefes alanı oldu. Gençliğin sözü, yeniden siyasetin en canlı damarına karıştı. Bugün gençlik, yalnızca “gelecek” değil, bugünün öznesidir.
Sağ iktidarların yükselişine, adaletsizliğe ve yoksulluğa karşı dünyayı yeniden kurma iradesi, bu kuşağın ellerinde şekilleniyor. Yarına ertelenmeyi reddeden gençliğin sözü, artık dünyanın her yerinde aynı çağrıyı yineliyor: insanca bir yaşam için mücadele bugündür.