Aklın kötümserliği iradenin iyimserliği
Gramsci’nin “Aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği” sözü bu günlerde milyonların ruh halini en iyi yansıtan söz. Bir yanda emperyalizm eliyle mide bulandırıcı skandallar, cinayetler, katliamlar; bir yandan da bu çürümüşlüğe teslim olmayan milyonların direnişi…
Tablo ağır: ABD’de ICE, göçmenleri ölüme terk ederek devletin kimi feda ettiğini gösterirken; Batı’nın ‘medeni’ makyajı Epstein dosyalarıyla akıyor. İran’da molla rejimi halkına savaş açmış durumda. Türkiye’de ise kadın cinayetleri cezasızlık politikalarıyla adeta teşvik ediliyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde direniş var. Türkiye’nin dev perakende zincirlerinde patlak veren grevler ve gözaltılar, emek-sermaye çelişkisini en çıplak haliyle yüzümüze çarpıyor.
Farklı coğrafyalar, farklı biçimler ve olaylar ama aynı düzen. Sermaye düzeni. Migros işçisinin öfkesiyle İranlı gencin isyanı, ICE zulmüyle Epstein çürümüşlüğü birbirinden bağımsız değil. Davos’ta takım elbiseliler ‘yeni dünya’yı konuşurken, aslında organize bir barbarlığı yönetiyorlar. Bu dosya, işte bu bütünlüklü haritayı çıkarmak için hazırlandı. Amacımız sadece felaketleri sıralamak değil. Çünkü bu haftalar yalnızca çöküşün değil, itirazın da hızlandığı haftalar.
Kadın cinayetleri
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre, 2026 Ocak ayında erkekler tarafından 22 kadın öldürüldü, 14 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınların %23’ü evli olduğu erkek tarafından, %73’ü evlerinde öldürüldü. 25 Ocak’ta İstanbul Şişli’de Durdana Khokimova’nın bedeni çöp konteynerinde ölü bulundu. Bir kadını, göçmen bir kadını öldürüp bedenini parçaladıktan sonra işlek bir sokağa atabilme cüretini gösteren erkeklerin sırtını dayadığı patriyarka düzenini çok iyi biliyoruz. Koruyucu önleyici politikaları hayata geçirmeyen devlet, şiddet faili erkekler hayatlarını rahatlıkla sürdürürken kadınları ölüme sürüklüyor.
‘Medeniyetin’ maskesi düştü
Uzun yıllar boyunca çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı ağı kuran Jeffrey Epstein’ın etrafında örülen küresel güç ilişkileri açığa çıktı. Milyonlarca e-posta ve belge, yalnızca suçun boyutunu değil; bu suçların nasıl korunup gizlendiğini de gösterdi. Bu tablo, birkaç “sapık zengin” hikâyesinden ibaret değil; emperyalist-kapitalist düzenin iç çürümesinin göstergesidir. Milyonlarca belge, yalnızca suçun boyutunu değil; bu suçların nasıl korunup gizlendiğini de gösterdi. ABD yargısının Epstein’ı ve çevresindeki elitleri sistemli biçimde kolladığı, siyaset, finans ve istihbarat ağlarının bu dokunulmazlığı birlikte ürettiği ortaya çıktı.“Medeniyet” diye sunulan düzenin, aslında güç ve dokunulmazlık üzerine kurulu bir şiddet rejimi olduğu görünür hale geldi.
İran halkı sokakta
İran’da ekonomik krizin derinleşmesiyle, 28 Aralık günü Tahran Büyük Çarşı’da başlayan gösteriler ülke geneline yayılmıştı. Tahran’da 8 Ocak’ta şiddetlenen protestolar sırasında çıkan olaylar sonucu ülke yönetimi internet erişimini engellemiş, emniyet güçleri protestoları bastırmıştı. Molla rejiminin şiddeti sonucu eylemlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 6 bin 961 olduğunu duyuruldu.
ABD’de göçmen düşmanlığı
Minneapolis kentinde ICE haydutları, 7 Ocak’ta göçmenlere yönelik operasyonları sırasında 37 yaşındaki Amerikalı Renee Good adlı ABD vatandaşını aracında silahla öldürmüştü. İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, bu kişinin ICE memurlarını “ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını” öne sürmüştü. Yetkililer, 37 yaşındaki kurbanın Alex Jeffrey Pretti adlı ABD’li hemşire olduğunu ve olaylar sırasında yanında bir silah bulundurduğunu açıklamıştı.
Direnişten umut tükenmez
Bütün bu karanlığa teslim olmayanlar da var. Amerika’da, İran’da ve dünyanın her yerinde milyonlar emperyalizmin saldırganlığına karşı direniyor.
Türkiye’nin dört bir yanında ise işçi direnişleri sürüyor. Migros ve diğer perakende şirketlerinin işçileri, Gebze’de, Divriği’de işçiler, İtalyan Lisesi’nde öğretmenler ücret ve çalışma koşullarını iyileştirmek ve sendikalaşmak için mücadele ediyor.
Başta da belirttiğimiz gibi yaşanan bütün bu katliamlar, ölümler ve pislikler bu çürümüş emperyalist sistemin bir sonucu. Sistem girdiği krizi daha fazla kazanarak ve sömürerek aşmak zorunda. Bu nedenle daha da vahşileşiyor; yeni savaşlar, skandallar, patlak veriyor. Özetle aklımızın kötümser olması için çokça nedenimiz var. Ancak bütün bu karanlığın karşısında iradenin iyimserliğine tutunan, sürüklendiğimiz karanlığa karşı iradesini ortaya koyan milyonlar var! Bu milyonlar irademizin, geleceğimizin iyimserliğini temsil ediyor. Bu temsilin büyüdüğü ölçüde aklın kötümserliğini de bu çürümüş düzeni de yenebiliriz.