Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

Sayı 3 · Dosya

Yaşamak değil hayatta kalmak

13 Kasım 2025

İstanbul’da genç olmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Günümüz dünya konjonktürünün belirleyicisi hâline gelen neoliberal politikalar, Türkiye’de son 23 yıldır iktidarda olan siyasi yönetim tarafından kararlılıkla uygulanıyor. Bu politikaların sonucu olarak İstanbul, artık gençler için bir hayal şehri olmaktan çıkmış durumda. Bugün İstanbul’da 18–30 yaş aralığında 3,2 milyondan fazla genç yaşıyor; bu, kentin toplam nüfusunun %20,6’sına denk geliyor. Ancak bu geniş genç nüfus, artık daha çok “geçinmeye çalışan” bir kuşağı temsil ediyor. Üniversiteye eğitimi için İstanbul’a gelen gençler, giderek ağırlaşan barınma, gıda ve ulaşım maliyetleri karşısında adeta bir hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Kyk aldatmacası

2005 yılında KYK bursu ile 5,6 gram altın alınabilirken, 2025’te bu miktar yalnızca 0,88 grama düştü. Başka bir deyişle, bursun reel değeri %84’ten fazla eridi. Aynı dönemde bursun “çay–simit” alım gücü de %84,4 oranında azaldı. Bu durum, gençlerin yoksullaşmasının doğrudan göstergesi. Üstelik mesele sadece ekonomik değil. İPA’nın (İstanbul Planlama Ajansı) yayınladığı rapora göre, gençlerin %77,6’sı geçmişe kıyasla çok daha zor koşullarda yaşadığını düşünüyor. 18–35 yaş aralığında bu oran %80,6’ya çıkıyor. Çoğu üniversite öğrencisi, geçinebilmek için çalışmak zorunda; ancak yarı zamanlı istihdam oranı yalnızca %10,5. Bu da birçok genç için eğitimle geçim arasında sıkışmış bir hayat anlamına geliyor.

Barınma krizinin boyutu da eş zamanlı olarak büyüyor. Üniversiteye yakın bölgelerde kiralar öğrenciler için ulaşılmaz seviyelerde. Bu nedenle birçok genç, artık Beşiktaş, Kadıköy veya Şişli’de değil; ulaşımı uzun ve zor olan çeper ilçelerde yaşamaya mecbur kalıyor. Bu şekilde barınma sadece bir maliyet değil, aynı zamanda sosyal dışlanmanın da başlıca kaynağı haline gelmiş durumda. Kültürel hayata erişim de bu dönemde büyük oranda azaldı. 2005 yılında bir öğrenci KYK bursunun yalnızca %3,5’ini harcayarak tiyatroya gidebilirken, bugün aynı etkinlik bursun %15’ini tüketiyor. Benzer şekilde, bir konser bileti bursun neredeyse yarısına denk geliyor. Bu durum, “kültürel katılım”ı birçok genç için ulaşılmaz bir lüks haline getiriyor.

Umut her zaman var

Bu tablo, yalnızca bireysel bir geçim sıkıntısına ek olarak kolektif bir geleceksizlik rejimini ifade ediyor. Aynı araştırmaya göre gençlerin en büyük kaygısı %49,2 ile geçim sıkıntısı, onu %47,9 ile gelecek belirsizliği izliyor. 20 yıl önce bu oranlar yaklaşık %30 düzeyindeydi. Bugünse neredeyse her iki gençten biri, Türkiye’de yaşamını sürdürmek yerine yurt dışına gitmeyi düşünüyor.

Kısacası, İstanbul artık gençler için yalnızca “okunacak” ya da “çalışılacak” bir şehir değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan “tutunulmaya çalışılan” bir şehir haline geldi. Ancak tüm bu zorluklara rağmen, gençlerin bir kısmı hâlâ dayanışma, üretkenlik ve değişim umuduyla direniyor. Çünkü İstanbul’un geleceği, tam da onların bugünkü mücadelesinde şekilleniyor. Bugün İstanbul’daki gençlerin mücadelesi, yalnızca ekonomik bir var olma mücadelesi değil; aynı zamanda kent hakkı, eşitlik ve onurlu bir yaşam mücadelesidir. Gençlerin sesinin bastırılmaya değil, duyulmaya; sorunlarının görmezden gelinmeye değil, birlikte çözüme ihtiyaç var. Çünkü İstanbul’un geleceği, gençlerinin bugünüyle doğrudan bağlantılı.