Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

Sayı 8 · Dosya

4 milyarın serveti 60 bin zenginin elinde

18 Aralık 2025

Dünya Eşitsizlik Raporu’nun (World Inequality Report) 2026 yılı için yayımladığı çalışma, kapitalizmin yarattığı uçurumu açık bir şekilde sunuyor. Rapora göre, sayıları sadece 60 bin olan en zengin %0,001’lik kesim, gezegenin en yoksul yarısının —yani yaklaşık 4 milyar insanın— toplam servetinin tam üç katına sahip.

Bu tablo, küresel ölçekte eşitsizliğin ne kadar derinleştiğini ve sermayenin artık küçük bir azınlığın elindeki mutlak bir merkezileşme sürecini tamamladığını gösteriyor. Bu durum sistemin bir arızası değil, aksine kapitalizmin tasarladığı düzenin vardığı noktanın son tahlilidir.

Raporun verileri, aynı zamanda eşitsizliğin artık yalnızca bir “gelir farkı” meselesi olmadığını da gösteriyor. Bugün dünya servetinin %75’i en zengin %10’un elindeyken en yoksul yarının payı yalnızca %2’de kalmış durumda. Bunun yanında küresel gelirin %53’ü yine aynı küçük azınlığa akmakta. Milyarderlerin serveti her yıl ortalama %8 artarken geniş toplum kesimleri borç ve güvencesizliğe sürükleniyor. Üstelik bu milyarder kesim, vergi sistemindeki boşluklardan yararlanarak orta sınıfa kıyasla orantısal olarak çok daha az vergi ödemesiyle bu adaletsizliği göz göre göre derinleştirmekten çekinmiyor.

Kirleten sermayedar, temizleyen yoksul

İçinde bulunduğumuz bu düzen, yalnızca bir para meselesinden ibaret değildir. Bu düzen; iklimden cinsiyete, eğitimden siyasete kadar her alanda kendini gösteren bir yapısal krize sebep olmaktadır. Örneğin iklim krizi de aynı düzenin bir ürünü. Zira bahsi geçen zengin kesim, yalnızca daha az çalışıp daha çok kazanmakla kalmıyor, aynı zamanda gezegeni de en çok onlar kirletiyor. Küresel emisyonların %77’si, en zengin %10’un kontrolündeki sermaye mülkiyetinden kaynaklanıyor. Bedeli ise krizi yaratmayan en yoksullar ödüyor.

Eşitsizlik artık miras bırakılan bir kader ve yine coğrafi kriterlere göre belirleniyor. Örneğin rapora göre Sahra Altı Afrika’da çocuk başına eğitim harcaması sadece 200 Avro iken, Kuzey Amerika’da bu rakam 9.000 Avro.

Kadınlar içinse tablo daha da sert: Ücretsiz bakım emeği görünmez sayıldığı için kadınlar daha fazla çalışıyor, daha az kazanıyor ve küresel gelirden kırıntılarla yetinmeye zorlanıyor. Bu bir tesadüf değil; dünyanın yarısının sistematik biçimde değersizleştirilmesi.

Sonuç olarak servet tepedeki kasalara kilitlendikçe toplumun alım gücü düşüyor, tüm ekonomik yapı istikrarsızlaşıyor. Tasarlanan bu eşitsizlik, en tepedekiler hariç hiç kimse için sürdürülebilir değildir. Sorun, yalnızca Dünya Eşitsizlik Raporu’nun bize sunduğu bu veriler değildir. Daha büyük bir sorun, sunulan bu rakamları ve bu tabloyu normalleştiren düzendir.