Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

Sayı 4 · Dosya

Kelebeklerin mirası: şiddete karşı isyan

20 Kasım 2025

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yani 25 Kasım’ın tarihi Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı verdikleri özgürlük mücadelesinden vazgeçmemeleri sebebiyle öldürülen María Argentina Minerva Mirabal, Antonia María Teresa Mirabal ve Patria Mercedes’in anısına dayanır. Mirabal Kardeşler diktatörlüğe karşı mücadele ettikleri için 25 Kasım 1960’ta arabalarından indirilip askerler tarafından tecavüze uğradılar ve vahşice öldürüldüler. Cinayete kaza süsü verildi ve ölümleri kayıtlara araba kazası olarak geçti. Mirabal kardeşlerin ölümü üzerine ülkede ayaklanmalar arttı. Özgürlük ve kadın hakları için verilen mücadele, dünyada ve Türkiye’de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline geldi. Mirabal kız kardeşlerden birinin kod adının “kelebek” olmasından esinlenilerek, o günden sonra üç kız kardeş, tüm dünyada “kelebekler” adıyla anıldı. 25 Kasım, 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika ve Karayip Feminist Buluşması’nda Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü, 1999’da ise Birleşmiş Milletler tarafından Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele günü olarak kabul edildi. Türkiye’de ise 1987 yılında Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyası’yla birlikte başlayan ve kadınların kalabalık bir yürüyüşle dayağa karşı sokaklarda bir araya geldiği süreç, 1990 yılında erkek şiddetine karşı Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kurulmasını sağladı. Vakfın ilk sığınağı 1995 yılında açıldı. İstanbul’da 25 Kasım yürüyüşleri, 2006 yılından bu yana her 25 Kasım’da düzenleniyor ve etkinlikler yapılıyor. Ancak son yıllarda polis engeli ve maruz kalınan şiddetle toplanma gerçekleşse de yürüyüş gerçekleştirilemiyor.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlar, kadın cinayetlerine karşı büyük kampanyalar ve eylemler örgütledi. Dünyanın bir ucundaki bir eylem diğer ucunda yankı bulabildi çünkü kadınların şiddet deneyimleri dünyanın her yerinde birbiriyle kesişen biçimlerde yaşanıyor. Türkiye’de 2010 yılından itibaren feministlerin yürüttüğü “Kadın Cinayetlerine Karşı İsyandayız” kampanyası, özellikle medyada kadın cinayetleri haberlerinin dilindeki şiddeti ortaya koymak, değiştirmek ve “kadın cinayeti” ifadesini yaygın söyleme yerleştirmekte etkili oldu. Günümüzde 25 Kasım eylemliliği yer aldığı politik zeminle yasaklamalardan ayrıştırılamaz hale gelmiş şiddete karşı çıkarılan ses, gün geçtikçe baskılanmaya çalışılan bir mücadeleye dönüşmüştür. Mirabal kardeşlerin çok daha öncesinden günümüze uzanan kadın direnişinin mirası, sistematik uygulanan eril tahakküm ve şiddetin karşısında yer almaya devam etmiş ve kadınların sokaklarda yankılanan sesi olmuştur. Artan kadın cinayetleri, ev içi şiddet, sonuca ulaşmayan davalar, tedbirsizlikler ve çok daha fazlası artık her gün karşılaştığımız haberlere dönüşmüş durumda. Kadının hayatını ve haklarını hiçe sayan uygulamaların yürürlüğe girmesi, devlet eliyle bu şiddetin her bir mekanizmada karşımıza çıkması, başka bir deyişle kadına şiddete teşvik bir kez daha bize hatırlatıyor ki «kadın cinayetleri politiktir!». İlmek ilmek örülen erkek şiddeti ve erkek egemen devlet, kadınların kazanılmış haklarına saldırıyor. Tüm bu bahsettiğimiz süregelen erkek şiddetine karşı 25 Kasım; şiddeti görünür kılmanın, şiddete karşı birlikte ses yükseltmenin, mücadelemizin, haklarımız ve hayatlarımızdan vazgeçmediğimizi haykırmanın, birbirimizle paylaşmanın günü. Şiddetsiz, eşit ve özgür bir dünya talebimiz var!