İktidardan alınan cesaretle gericilik
Adil ve akla dayanan bir yönetimin koşulu laikliktir fakat laiklik sadece kâğıt üstünde var olduğu sürece gerçek bir güvence yaratmaz. Yaşadığımız ülkede laikliği tehdit eden gerici hareketler sürekli gerçekleşirken, hükümetin bu girişimlere göz yumduğu ve hatta bunları gizli bir şekilde desteklediği açıkça görülüyor. Barışçıl protestolar, anayasal bir hak olmasına rağmen, şiddetle engellenirken; dini emellerle laikliği ve insan canını tehdit eden protestolarda polis sessiz kalıyor. Bu çifte standart, sadece gerici hareketlerin önünü açmakla kalmıyor; siyasi bir hamle olarak laikliğin giderek aşınmasına sebep oluyor. Din derslerinin zorunlu hâle getirilip evrim teorisinin müfredattan kaldırılmasına, dinleri eleştirenlerin saldırıya uğramasına, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın dini vakıflarda istismara uğrayan onlarca çocuk için “Bir kereden bir şey olmaz” diyebilmesine yol açıyor. Hükümet, tarikat ve cemaat yapılarının güçlenmesine destek olup onlara kamu fonlarında ayrıcalık tanıyor, benimsemediği inanç ya da mezhepleri ise açıkça dışlıyor. İktidar, laikliği tehdit eden sosyal gerçekleri görmezden geliyor ve dini bir araç olarak kullanarak kendi ideolojik emellerini gerçekleştiriyor. Fakat biz gençler, bu girişimleri kabul etmiyor, laikliği özgür bir gelecek için kararlılıkla koruyacağımızı bildiriyoruz.