Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

ManşetSayı 7 · Gündem

Dikilen gömlek gençlere dar geliyor

11 Aralık 2025

AKP iktidarının yıllardır inşa etmeye çalıştığı İslamcı ve otoriter düzen genç kuşaklarda karşılık bulmadı. Gençliğe dayatılan “kindar ve dindar nesil” projesi, özgürlük ve laiklik mücadelesini büyütmeye devam ediyor

Gerici tek adam rejiminin gençlik üzerinde uyguladığı politikalar, onları baskıyla şekillendirerek “makbul vatandaş” kalıbına zorlamaya çalışıyor. Bu makbul vatandaş ise iktidarın tahayyül ettiği kindar ve dindar neslin ta kendisi. Tarikat yurtlarına yatırımların artması, müfredattan kaldırılan evrim teorisi, kızların anaokulundan itibaren başörtüsüne maruz bırakılması, proje okullarının çoğalması ve yaz döneminde okulların gerici vakıfların etkinliklerine açılması…

Bunların hepsi, tek adam rejiminin inşa etmeye çalıştığı islamcı ve otoriter anlayışla genç kuşaklarda ideolojik bir hegemonya kurma çabasının sonucudur. Ancak bu anlayış, biz gençlerde hiçbir karşılık bulmuyor! AKP’nin gerici politikalarının dikmeye çalıştığı kindar ve dindar nesil projesinin gömleği, gençlere dar geliyor. İktidarın dayattığı bu anlayışa karşı gençlerin mücadelesinin temelinde ise eşitlik, ifade özgürlüğü, yaşam tarzı çeşitliliği ve demokratik hak talepleri yer alıyor. Bunun yanında, baskı araçlarını elinden bırakmayan iktidarın yarattığı her türlü dayatma, özgürlük talebinden vazgeçmeyen gençlerin mücadelesini besliyor. 19 Mart’tan bu yana gerçekleşen protestolar, bu durumun günlük hayattaki görünümü olarak karşımıza çıkıyor.

Gençlerin, AKP iktidarının “kindar ve dindar” nesil idealine teslim olmayıp mücadeleyi büyütmesi yalnızca bir toplumsal dönüşümü değil, aynı zamanda iktidarın politikalarının başarısızlığını da gösteriyor. Bu başarısızlık özellikle laiklik meselesinde görünür hâle geliyor. Çünkü laiklik, iktidarın aktarmaya çalıştığı gibi sadece devletin dinler karşısındaki tarafsızlığı değil; gençlerin kendi hayatlarını kurarken dayandığı temel güvenlik hattıdır. Barınmadan eğitime, kampüs yaşamından kültürel üretim alanlarına kadar hissedilen baskılar, gençliğin laikliği neden ısrarla sahiplenip yeniden tanımladığını açıkça gösteriyor. Bugün laiklik, gençler için soyut bir anayasa maddesi değil, doğrudan gündelik hayata dokunan bir özgürlük meselesi hâline gelmiş durumda. Zorla dayatılan dinselleştirme politikalarının arkasında eleştirel aklı, bilimsel eğitimi ve kamusal imkânları baltalamak yatıyor. Bu yüzden laiklik, genç kuşaklar için bir direnç hattı olduğu kadar, aynı zamanda nefes alabilecekleri yeni bir toplumsal tahayyülün de kapısını aralıyor. Kampüslerden yükselen sesler, meydanlara taşan itirazlar ve her gün çoğalan dayanışma biçimleri, bu tahayyülün örgütlenen bir irade olduğunu gösteriyor. Bu tablo, derin ve köklü bir dönüşümün yaşandığının simgesi: Gençler özgürlük alanlarını savunuyor, geleceği kendi elleriyle şekillendirmeye çalışıyor ve laikliği yeniden kuruyor. İktidarın dayattığı hayat biçimine karşı gençlerden yükselen bu itiraz, yalnızca 19 Mart’ta barikatı aşarken değil, ülkenin gündelik siyasal alanında belirleyici bir dinamiğe dönüşüyor. Bu dönüşümün karşısında hiçbir baskı mekanizması ve rejimi duramayacak kadar güçlü bir toplumsal ihtiyaç birikmiş durumda. Gençlik, kendisine dar gelen bu gömleği yırtıyor; bunun yerine eşitliği, özgürlüğü ve çoğulculuğu taşıyan yeni bir toplumsal dönüşümün yolunu açıyor.