Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

ManşetSayı 6 · Gündem

Saraylarınız var kalacak yerimiz yok

4 Aralık 2025

Barınma krizi her geçen gün derinleşmeye devam ediyor. Devlet yurtlarının yetersiz kapasitelerinde yer bulamayan öğrenciler, özel yurtların fahiş fiyatları ve asgari ücretin üzerindeki ev kiraları nedeniyle de yaşayacak yer bulmakta zorlanıyor

Türkiye’de üniversite öğrencileri için barınma krizi artık bir “sorun” değil, doğrudan yaşam hakkını tehdit eden bir politik tercihin sonucu. On binlerce öğrenci her yıl üniversite kazandığında ilk olarak üniversite heyecanını değil; barınacak yer bulamamanın kaygısını yaşıyor. Devlet, gençlere güvenli, nitelikli ve ücretsiz barınma hakkını sunmak yerine krizi derinleştiren adımlar atıyor. Devasa saraylar, gösterişli bütçeler, şatafatlı harcamalar için milyarlar bulunabiliyor; ama söz konusu olan öğrencilerin barınma hakkı olduğunda devlet bir anda yoksullaşıyor. Bu çelişki, ülkenin gençlerine nasıl bir gelecek reva görüldüğünün açık göstergesi.

Cemaatler kollanıyor

Kamusal yurt yatırımlarını azaltan devletin bıraktığı boşluk, “vakıf” kılıfıyla faaliyet gösteren cemaat ve tarikat yurtları tarafından dolduruluyor. KYK yurtlarının yetersizliği ve özel yurt ile ev kiralarının fahiş seviyelere çıkması, öğrencileri bu yapılara mahkûm ediyor. Bu yurtlardan birinde kalmak zorunda bırakılan ve “Özgür hissetmiyorum, yaşama sevincimi yitirdim, böyle yaşamaya artık katlanamıyorum.” diyerek cemaat yurdunda yaşadığı baskılara dayanamayarak 2022 yılında yaşamına son veren 20 yaşındaki Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara hala hafızalarımızda. Cemaat yurtları devlet tarafından kollanırken öğrencilerin tek alternatifi olması iktidarın amaçlarının başında geliyor. 2012–2015 arasında bir cemaat yurdunda 45 çocuğun cinsel istismara uğradığı ortaya çıktıktan sonra dönemin Aile Bakanı’nın “Bir kereden bir şey olmaz” sözleri devletin kimin yanında durduğunu kanıtlar nitelikte.

“Devlet çocuğuma 25 gün bakamadı”

KYK yurtlarında ise ihmaller ve kaynak yetersizliği öğrencilere verilen değeri tekrar hatırlatıyor. Aydın Kredi Yurtlar Kurumundaki arızalı asansörün 7. kattan düşmesi sonucu 22 yaşındaki İktisat Fakültesi öğrencisi Zeren Ertaş, 2023 yılında yaşamını yitirdi. Ertaş’ın annesi, “Devlet çocuğuma 25 gün bakamadı.” diyerek Zeren’in yaşam hakkının ihmaller ve denetimsizlik sonucu elinden alındığını vurguladı. Geçtiğimiz eylül ayında 22 yaşındaki hemşirelik bölümü öğrencisi Kasım Bulgan, KYK yurdunda sıcak su olmaması nedeniyle soğuk suyla duş almak zorunda kaldığı için kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Her yıl öğrenciler, denetlenmeyen asansörler, karanlık kampüs yolları, bakım yapılmayan binalar ve güvenlikten yoksun ortamlar nedeniyle yaşamını yitiriyor.

Kimin güvenliği?

İktidar, öğrencilerin barınma koşullarına değil, onları gözetlemeye kaynak ayırıyor. Üniversitelerde personel giderlerinin dörtte biri Özel Güvenlik Birimlerine ayrılırken; aydınlatılmayan yurt yolunda bir öğrenci hayatını kaybedebiliyor. 2025 yılında öğrenciler hâlâ sıcak su bulamazken; yurtlara yüz tanıma sistemleri kuruluyor, öğrenciler fişleniyor, yurt ve burs hakları cezalandırma aracı olarak kullanılabiliyor. Devletin güvenlik anlayışı, öğrencilerin hayatını değil, kendi politik konforunu koruyor.

Bugün aramızda olabilirlerdi

Kamusal, güvenli, nitelikli barınma koşulları sağlansaydı; Enes, Zeren, Mine, Kasım ve daha onlarca genç bugün hayatta olabilirdi. Bu yüzden hiçbir öğrencinin ölümü, münferit değildir; uygulanan politikalar sonucu işlenmiş cinayettir!