Öğrenciye açlık kampüsüne barikat
Temel beslenme hakkının ayrıcalığa dönüştüğü Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciler fahiş yemekhane zammına karşı iradelerini gösteriyor. Tek öğün bedeli 75 liradan 85 liraya yükselirken günlük beslenme gideri 240 liraya ulaşıyor. Kampüste günde üç öğün yemek yiyen bir öğrencinin aylık masrafı 7.200 lirayı bulurken 4.000 liralık KYK bursu bu maliyeti karşılamaktan çok uzak kalıyor.
Öğrenci Temsilciliği Kurulu (ÖTK) öncülüğünde 5 Ekim Pazartesi Kuzey Kampüs’te başlayan irade, öğrencilerin turnikeleri aşarak kendi yemek servisini sağlamasıyla görünürlük kazandı. Ertesi gün kampüse giren öğrencilerin karşısına beslenme haklarında iyileşme değil, kampüse yayılan çevik kuvvet ve polis barikatları çıktı. Buna karşın üniversitedeki kulüpler yayımladıkları ortak açıklamayla taleplerini dile getirdi; kayyum yönetim ise alışık olunan üzere meşru hak arayışındaki protestoculara dönük disiplin soruşturmaları başlattı.
Baskıya karşı geri adım atmayan öğrenciler, kapatılan kapılara karşılık kampüs bahçelerinde dayanışma masaları kurmaya başladı. Öğrencilerin kendi kolektif emekleriyle hazırlayıp dağıttığı yemekler, kampüsteki direnişin en somut simgesi haline geldi. Kayyum yönetim ise 9 Ekim tarihli açıklamasında maliyetin büyük bölümünün karşılandığını ve dar gelirli öğrencilere destek verildiğini savunarak öğrenci hareketini sönümlendirmeye çalıştı. Buna rağmen dönem başında yatırılması gereken üniversite içi bursların dahi hâlâ verilmemiş olması derin bir tezat yarattı. Temel haklarına erişimi engellenen Boğaziçi öğrencileri, üniversitelerinde söz hakkına sahip olabilmek için direnmeye devam ediyor. Ünlem Kolektifi olarak bu direnişi bir de Boğaziçili bir arkadaşımızdan dinledik:
“Üniversitemizde yemekhane zamları geçmişte yalnızca dönem başında yapılırken ilk defa geçen ocak ayında ara zam ile karşılaştık ve bu tarihten itibaren üç ayda bir yemekhane fiyatlarına zam uygulanıyor. Yapılan uygulama sonucunda geçen sene 50 lira olan yemekhane ücreti şu an 80 liraya kadar çıkmış durumda. Yaşanan direnişi yalnızca son yemekhane ücretlerine tepki olarak görmek, meselenin asıl boyutunu gözden kaçırmak olur. Öğrenciler zaten kendilerine dayatılan yoksulluk düzeni içinde eğitimlerini sürdürmeye çabalıyor. Birçoğumuz okul masraflarımızı karşılayabilmek için çalışmak zorunda kalırken artık en temel hakkımız olan günlük üç öğünü dahi karşılayamıyoruz. Yemekhane bizim için dışarıda yemenin ucuz bir alternatifi değil, düzenli beslenebilmemizin tek yolu. Turnikelerden atlayan arkadaşlara karşılık yemekhanenin kapatılması, öğrencilerin içine itildiği ekonomik darboğazı gösteriyor. Buna karşılık dayanışma sofraları kurduk. Yönetim destekten söz etse de burslarımız hâlâ hesaplarımıza yatmış değil.”