Fransa’daki hareket bize ne öğretebilir?
Kapitalist krizin faturasını her fırsatta öğrencilere ve emekçilere kesmeye çalışan iktidarlar, bugün Avrupa’nın göbeğinde de aynı saldırı politikalarını devreye sokuyor. Fransa ve Belçika’da “2027 vizyonu” adı altında makyajlanan, ancak özünde eğitimin ticarileştirilmesini, bütçe kesintilerini ve öğrencinin yoksullaştırılmasını hedefleyen yeni projelere karşı sıra arkadaşlarımız sokakları terk etmiyor. Devletin polis şiddetiyle, ana akım medyanın ise direnişi kriminalize etme çabasıyla bastırmaya çalıştığı bu haklı isyan, banliyölerden merkez kampüslere kadar büyüyerek devam ediyor. Ünlem Kolektifi olarak, sınırları aşan bu dayanışmanın sesini okulumuza, amfilerimize taşıyoruz. Fransa ve Belçika hattında gelişen bu güçlü hareketliliğin arka planını, medyanın göstermediklerini ve sokağın gerçek taleplerini doğrudan eylemin özneleriyle konuştuk. Université Libre de Bruxelles’den Daphne ve EHESS’ten Martin, direnişin nabzını Ünlem için tuttu.
MEDYANIN İLLÜZYONU DEĞİL, SOKAĞIN HAKİKATİ!
Daphne Demy – Université Libre de Bruxelles Öğrencisi
“Lise öğrencisi sıra arkadaşlarımızın sokağa çıkarken taşıdıkları talepler aslında o kadar haklı, ayakları yere basan ve meşru talepler ki… Ancak akşam eve gidip televizyonu açtığında bu taleplerin tek bir kelimesini bile duyamazsın. Sermaye medyası, bizim tam olarak ne istediğimizi, neden sokakta olduğumuzu konuşmak yerine kameralarını sadece yanan çöp bidonlarına ve kırılan camlara çeviriyor.
Bizi bilerek o ‘bu kargaşayı kim yarattı’ polemiğinin içine çekmeye, liselileri ve öğrencileri halkın gözünde haksız çıkarmaya çalışıyorlar.
Ama bizim derdimiz ve taleplerimiz çok net: Biz okullarımızda, amfilerimizde insanca şartlarda eğitim görmek istiyoruz. ‘2027 vizyonu’ kılıfıyla eğitime yapılacak bütçe kesintilerinin derhal iptal edilmesini, devlet okullarının çürümeye terk edilmemesini istiyoruz. Ekranlarda yaratılan illüzyonun arkasında gizlemeye çalıştıkları asıl gerçeğimiz, bu net ve haklı taleplerimizden başka bir şey değildir.
Bizim güvenliğimizi sağlaması gereken polis ise sokağı bilerek savaş alanına çeviriyor. Çünkü doğrudan ‘paçası tutuşmuş’ olan, meşruiyetini yitiren hükümetten talimat alıyorlar. Halkın ve öğrencilerin onlara yönelttiği bu somut taleplere verecek hiçbir cevapları yok. Kendi koltuklarını kaybetmekten öyle çok korkuyorlar ki, eğitim bütçesini düzeltmek veya bizi dinlemek yerine ellerindeki tek çareye, yani polis şiddetine sarılıp sokağı ezip susturmayı seçiyorlar. Ancak bizleri bu şiddetle yıldıramayacaklar.”
“EĞİTİM BİR ZÜMRENİN DEĞİL, HEPİMİZİN HAKKI!”
Martin Murcuillat – EHESS Öğrencisi
“Şu an ciddi bir hareketlilik ve örgütlenme sürecinin içindeyiz. Sürekli bir araya geliyor, irili ufaklı toplanmalar yapıyoruz ama asıl büyük sesimizi 6 Ekim’de yapılması planlanan genel eylemde çıkaracağız. O gün, ne istediğimizi çok net bir şekilde yüzlerine tekrar vuracağız. Bizim taleplerimiz sağda solda kargaşa çıkarmakla ilgili değil, doğrudan hayatımızla, geleceğimizle ve eğitim hakkımızla ilgili.
Her şeyden önce, o ‘2027 vizyonu’ denen projeyle eğitimde yapmayı planladıkları devasa bütçe kesintilerinin koşulsuz şartsız kaldırılmasını talep ediyoruz. Okullarımızdaki tahammül edilemez kaynak eksikliğinin ve berbat yaşam koşullarının acilen insani bir seviyeye çekilmesini istiyoruz. Bu talepler sadece kendimiz için de değil; Avrupa Birliği dışından gelen uluslararası öğrenci arkadaşlarımız için geçtiğimiz haziran ayında acımasızca ortadan kaldırdıkları kira ve barınma yardımlarının geri getirilmesi şart. Bütün bu kararlarla ne yapmaya çalıştıklarını çok iyi görüyoruz. Eğitimi herkesin eşit fırsatlarla ulaşabildiği temel bir hak olmaktan çıkarıp sadece parası olan belli bir zümrenin okuyabildiği tamamen elitist, piyasacı bir yapıya dönüştürmek istiyorlar. Üstelik kurdukları bu acımasız sistemin en ağır faturasını, zaten baştan beri sınıfsal olarak dışlanmış olan dezavantajlı mahallelerdeki ve banliyölerdeki gençler ödüyor. Ana akım medya bu taleplerimizi görmezden geldiği, sesimizi sansürlediği için; biz bütün bu seferberliği, eylem çağrılarımızı ve dayanışmamızı tamamen sosyal medya üzerinden, kendi iletişim kanallarımızla büyütüyoruz. İsteklerimiz çok açık ve bu talepler karşılanana kadar sokaktan da üniversitelerimizden de geri adım atmayacağız.”