Nöroçeşitlilik için farkındalık adımı
Bir yılın aşkın çabanın ardından bu sene kurulan Nöroçeşitlilik Kulübü’nün danışmanı Ceren Onay ile görüştük. Bu kulübün ihtiyacını nasıl gözlemlediğini sorarak röportajımıza başladık.
Ünlem Kolektifi: Merhabalar Ceren Hocam, öncelikle bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Nöroçeşitlilik Kulübünün ihtiyacını bu okulda nasıl gözlemlediniz?
Ceren Hoca: Aslında bu hikaye kendimle ilgili bir şeyleri fark etmemle başladı. O sene sınıfımda nöroçeşitli öğrencilerimin olduğunu öğrendim. Kendimi hep içine kapanık sanırdım ama zihnime gelen duyusal veri akışından bitkin düşen biri olduğumu anladım. Sonra sosyal medyada nöroçeşitlilik içeriklerini izlemeye, öğrencilerimi daha yakından tanımaya başladım. Kafamda parçalar yerine oturdu.
Bu noktada başka bir şeyi daha fark ettim: İçerik üreticilerinin videolarına yapılan çirkin yorumlar vardı. Bunların bazıları 3. derece otizmli çocukların ailelerinden geliyordu. Aileler “Siz nasıl DEHB’li olabilirsiniz? İlgi çekmek için yalan söylüyorsunuz!” yazıyorlardı. Toplumumuzda bir çile yarışı var. Oysa otizmli bireylerin de sessiz bir mücadelesi var. Net bir çare bulamasak da nöroçeşitli bireylerin güvenle görünür olabileceği, sığınabilecekleri bir liman yaratmak istedim.
Ünlem Kolektifi: Öğrencilerden nasıl bir geri dönüt aldınız?
Ceren Hoca: Aldığım geri dönüşler gayet olumlu. Kulübe katılmayanlar bile böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğunu belirttiler. CAA’yı daha uygun hale getirme çabalarım ve yenilikler de olumlu yanıt aldı. Z kuşağının bu konuda bilinçli olması beni mutlu ediyor; Y kuşağının verebileceği tuhaf tepkileri vermiyorlar. Kulübümüz hem nörotipik öğrencilerin tutumlarını değiştirmesini sağlayacak hem de kendinde belirti görenlerin bunları keşfetmesine ve aileleriyle konuşabilmesine rahat bir ortam sunacak.
Ünlem Kolektifi: Kulübün başvurusu geçen sene yapılmasına rağmen bu sene kuruldu. Nedenleri ve aştığınız zorluklar neydi?
Ceren Hoca: Başvuruyu geçen sene yaptık ama süreç uzadı. Endişemiz fikirlerimizin kabul edilmemesi ya da Psikoloji Kulübü’nün alt topluluğu yapılmaktı. Biz bağımsız bir alan yaratmak istedik. Fikren karşı olunmadığı söylendi ancak prosedür uzadı. Sonuçta umduğumuzdan geç oldu ama ters bir durumla karşılaşmadık.
Ünlem Kolektifi: Peki bu kulüp bünyesinde gelecek için etkinlikler ve çalışmalar açısından planlarınız var mı?
Ceren Hoca: Önceliği özel gereksinimli yakını olan arkadaşlarımıza vererek bilinçlendirme amaçlı konferanslar ve söyleşiler yapmayı düşünüyoruz. Takip ettiğim nöroçeşitli içerik üreticilerini de okulumuza davet etmek isteriz.
Öncelikli amacımız, öğrencilerin yargılanmayacağı bir sosyal bir ortam oluşturmak. Örneğin; bireylerin çemberde oturup konuşma baskısı hissetmeden, yan yana kendi uğraşlarıyla ilgilenip aynı ortamı paylaşabileceği sosyal etkinlikler düzenleyebiliriz. Bu sayede sürekli iletişim kurma zorunluluğu olmadan sosyalleşebilirler.
Ünlem Kolektifi: Şu an toplumumuzda nöroçeşitlilik farkındalığı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ceren Hoca: Eskisine göre daha iyi ama eski neslin farkındalığı kulaktan dolma bilgilerle sınırlıydı. Otizmli bireyleri ya insan içine hiç çıkamayan ya da durumu kompanse edecek bir süper zekâlar olarak görürlerdi. Günümüzde daha gerçekçi temsil örnekleri var. Mükemmel olmasalar da hiç olmamasından daha iyidir.
Ünlem Kolektifi: Farkındalığın gelişmemesi nöroçeşitli bireyleri nasıl etkiliyor? Farkındalığı geliştirmek için ne yapabiliriz?
Ceren Hoca: İnsanlar bu konuyu duyduğunda karmaşık şeyler öğrenmeleri gerektiğini sanıp çekimser kalıyorlar. Türkiye şartlarında herkesin zihinsel yükü ağır olduğu için yeni bir kaygı alanı açmak istemiyorlar. Kaçırdıkları nokta ise bu durumun yakınlarında da olabileceği ve ilgilenmedikleri için yarın pişmanlık duyabilecekleri.
En büyük zorluk ise anlaşılamamaktan doğan zihinsel yalnızlık duygusu. 1. derece otizmli veya DEHB’li bireyler günü “maskeleyerek” geçiriyor. Onlar için tasarlanmamış bir dünyada ayakta kalmak için büyük bir mücadele veriyorlar. Onlara sürekli çabalayın demek yerine toplumun çabalaması ve entegre olması gerekiyor.