Çözülmeyen sorunların artık suyu çıktı!
Yeni bir akademik yıla başlarken, Galatasaray Üniversitesi öğrencileri olarak kampüsümüzün kronikleşen fiziki sorunlarıyla bir kez daha yüz yüzeyiz. Yıllardır çözülmeyen altyapı problemleri, öğrencinin temel ihtiyaçlarına eğilmeyen “görüntü odaklı” yönetim anlayışıyla birleşince, kampüsümüz kelimenin tam anlamıyla dökülüyor. Ünlem olarak, yönetimin bütçeyi makyaja harcayan ve geçici çözümlerle günü kurtaran tutumuna karşı haklı sorularımızı sormaya devam ediyoruz.
“SU”POR SALONU YİNE TADİLATTA…
Hukuk Binası olarak bildiğimiz Coşkun Kırca Binası’nın eksi birinci katında yer alan spor salonumuz, son beş yılda tam üçüncü kez sular altında kaldı. Yıllardır süregelen rutubet ve su baskınları yüzünden okul döneminin büyük bir kısmını bitmek bilmeyen tadilatlarla geçiren bu alan için kalıcı çözüm artık bir zorunluluk. Dışarıdaki özel spor salonlarına binlerce lira dökmek istemeyen veya buna bütçesi olmayan sıra arkadaşlarımız, idarenin çözüm bulamayışı nedeniyle mağdur oluyor. Salonun defalarca su basmasına rağmen altyapıya dokunmayan, ne zaman yeniden açılacağına ve hangi iyileştirmelerin yapılacağına dair öğrencilere açıklama yapma gereği duymayan yönetime soruyoruz: Salonumuza ne zaman kavuşacağız?
YENİLENEN ZEMİN SINIFTA KALDI
Yaz dönemi sırasında Yiğit Okur binasından yemekhaneye uzanan zeminlerin bembeyaz bir betonla kaplandığını fark etmemek elde değil. Ancak bu “yenileme” en ufak bir yağmurda sınıfta kaldı. Yemekhane ve Coşkun Kırca binalarının önünde, bir yağmurun ardından oluşan dev su birikintisi, asıl meselenin göz boyayan bir zemin makyajı değil, altyapı eksikliği olduğunu hepimize hatırlattı. Üstelik yol kenarlarına dökülen beyaz çakıl taşları, kampüsün doğal toprak dokusunu boğarak estetikten uzak, yapay bir görüntü kirliliği yaratıyor. Kampüsün ihtiyacı olan peyzaj hileleri değil, işleyen ve öğrenciyi mağdur etmeyen bir altyapı.
2.5 YILLIK HAYALET: MÜHENDİSLİK BİNASI
Tüm bu makyajlama çalışmalarının ötesinde, kampüsün asıl kanayan yarası, orta yerde bir enkaz gibi duran Mühendislik Binası. Zaten fiziki olarak dar bir alana sıkışmış olan okulumuzda, kapladığı devasa alana rağmen tam iki buçuk yıldır tek bir kazma bile vurulmayan bu bina, kısıtlı hareket alanımızı gasp etmeye devam ediyor. Derslik yetersizliği yüzünden ders programları arapsaçına dönerken, öğrencilerin nitelikli eğitim hakkı bu inşaat yığınına kurban ediliyor. Sürece dair öğrencilere hiçbir bilginin verilmemesi, üniversitemiz kriz çözme kapasitesizliğini ve şeffaflıktan uzak tutumunu bir kez daha gösteriyor.
Öğrencilerin nitelikli ve yaşanabilir bir kampüste eğitim görme isteği açıktır. Beyaz çakıl taşlarıyla veya sonu çözüme varmayan tadilatlarla geçiştirilemez. Ünlem olarak hatırlatıyoruz: Gerçek sorunlara kalıcı, akılcı ve şeffaf çözümler üretilene kadar bu soruları sormaya, kampüsümüzü savunmaya devam edeceğiz!