Geleceğimiz için barikatları aşalım: 1 Mayıs’ta gençlik alanlara!
Türkiye işçi sınıfı tarihinin en onurlu simgelerinden olan 1 Mayıs’ın 50. yılına, sermayenin amansız saldırıları altında giriyoruz. 1 Mayıs, bugün bizler için takvimdeki bir yapraktan çok daha fazlasıdır; sermayenin kâr hırsına karşı emeğin, sarayların şatafatına karşı geçim derdindeki milyonların ortak nefesidir. 19 Mart’ta kendi geleceğine sahip çıkarak öğrenci öz örgütlülüğü için demokratik zeminler yaratan bizler için bu 1 Mayıs, üzerimize örtülen karanlığı yırtıp atacağımız en somut meydandır.
HAYATLARIMIZ SERMAYEYE FEDA EDİLEMEZ
Bugün memleketimiz, biz gençler için devasa bir sömürü cenderesine dönüştürüldü. Piyasacı ve gerici eğitim politikaları, bizleri daha okul sıralarındayken sermayenin ucuz iş gücü ordusuna katmanın hesaplarını yapıyor. Özellikle MESEM adı altında meşrulaştırılan bu çark, sıra arkadaşlarımızın yaşamını yutarak patronların kasalarını dolduruyor.
Eğitimini binbir emekle tamamlayan milyonlarca genç ise sokağa adım attığında diplomalı işsizlik gerçeğiyle çarpışıyor. Yılların emeği olan diplomalarımız, bu rant düzeni eliyle değersizleştiriliyor. Barınma krizleriyle boğuştuğumuz, nitelikli beslenemediğimiz, her yeni güne biraz daha yoksullaşarak uyandığımız bu sistemde, rejimin bize sunduğu tek seçenek boyun eğmek ve umutsuzluk. Ancak 19 Mart’ta barikatları aşan o güçlü irade, bu baskı düzenine asla mahkûm olmadığımızı hepimize gösterdi.
NASIL BİR 1 MAYIS?
Türkiye, her geçen gün daralan bir çemberin, baskıları artıran bir rejimin altında nefessiz bırakılmak isteniyor. Ekranlarda ekonomik büyüme masalları anlatılırken, halkın sofrasındaki ekmek her gün biraz daha küçülüyor; zenginleşen bir avuç azınlığın karşısında milyonlar yoksulluğa itiliyor.
İşte tam da bu yüzden 1 Mayıs 2026, bu ağır kuşatmaya karşı toplumsal muhalefetin en gür, en kararlı yanıtı olmak zorundadır. O gün alanlara çıkmak; sadece gasbedilen ekonomik haklarımızı geri istemek değil, halkı yoksulluğa hapsedenlere karşı omuz omuza vererek o büyük itirazı yükseltmektir. Meydanlarda yankılanacak olan ortak ses, birleşik mücadelenin ve dayanışmanın yenilmez gücünü bir kez daha kanıtlayacaktır.
KADERİMİZİ KENDİ ELLERİMİZE ALIYORUZ
Bugün biz gençlerin omuzlarında tarihi bir sorumluluk var: Geleceğimizi bu çürümüş düzenin insafına bırakmamak. 19 Mart’ta kendi öz örgütlülüğünü kurarak meydanlara akan, hiçbir baskıya teslim olmayacağını gösteren gençlik muhalefeti, şimdi 1 Mayıs alanlarını o birleşik ve coşkulu gücüyle doldurmaya hazırlanıyor.
Bizim kavgamız yalnızca ekonomik iyileştirmelerle sınırlı değil; bizler laik, demokratik, eşit ve tam bağımsız bir Türkiye istiyoruz.
Bize düşen görev; okullarda, atölyelerde, amfilerde ve mahallelerde kurduğumuz meclislerin iradesini 1 Mayıs meydanlarına taşımaktır. Unutmayalım ki örgütlenmek sömürü çarklarına karşı en güçlü kalkanımız, birleşmek ise bizi karanlığa mahkum etmek isteyenlerin en büyük korkusudur. Geleceğimizi çalanlara, bizleri MESEM’lerde birer rakam gibi görüp sömürenlere, diplomalarımızı boşa çıkaranlara karşı, 19 Mart’ın direnen ruhuyla 1 Mayıs meydanlarına akıyoruz!
Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Birleşik ve Örgütlü Mücadelemiz!