Hep birlikte direneceğiz
Ülkemizin dört bir yanında uzun süredir biriken ve artık hiçbir yandaş propaganda aygıtıyla, hiçbir sansür mekanizmasıyla üzerinin örtülmesi mümkün olmayan şiddet gerçeği, Saray rejiminin yıllardır adım adım inşa ettiği eğitimi niteliksizleştirme politikalarının en acı sonuçlarından biri. 14 Nisan’da Urfa’da ve hemen ardından 15 Nisan’da Maraş’ta eğitimcilere ve öğrencilere yönelik gerçekleştirilen vahşi saldırılar, yaratılan bu karanlık iklimin eğitim alanındaki en net yansıması olarak karşımızda durmakta.
SORUMLULAR HESAP VERECEK
Her yeni can kaybının ardından yetkililerin sergilediği o ezbere “münferit olay” vurgusu ve içi boş hamasi söylemler fütursuzca dolaşıma sokulurken, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaşananların sorumluluğunu üstlenmiyor. Gençlik ise kampüsleri ve okullarımızı esir alan bu kanlı şiddet sarmalının basit bir tesadüf veya asayiş sorunu olmadığını çok iyi biliyor. Bu yaşananlar, bilinçli bir politikanın eseri ve Galatasaraylı öğrenciler olarak bu arsızlığa karşı sessiz kalmıyoruz!
GSÜ’DE KİTLESEL EYLEM
GSÜ Öğrenci Meclisi, bu tablo karşısında tepkisiz kalmayarak, 16 Nisan Perşembe günü saat 11.00’de harekete geçti. Urfa ve Maraş’taki saldırılara tepkilerini göstermek amacıyla Yiğit Okur binasının önünde toplanarak Ön Kantin’e doğru kitlesel ve coşkulu bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yüksek katılımlı bu yürüyüşün ardından okunan basın açıklamasında gerçeği bir kez daha haykırdık: Laiklik ve cumhuriyet değerlerine saldırmak söz konusu olunca en ön safta yer alan, okullarımızda vahşet yaşanırken sorumluluklarından kaçan tek adam rejiminin sadık aparatı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sesleniyoruz: “Eğitim sisteminiz öğrenci ve emekçilerin canını korumaktan bile aciz mi?”
BEŞİKTAŞ’A YÜRÜDÜK
Kampüs içindeki irademizi sokağa taşıyarak polisin tüm engellemelerine rağmen Beşiktaş Meydanı’na kadar kararlı bir yürüyüş gerçekleştirildi. Ortaköy yolunda Eğitim Sen’li hocalarımızın da yanımızda güçlü bir şekilde yer aldığı yürüyüşte, sloganlarla ilerledik. Meydana vardığımızda ise gençliğin taleplerinin dile getirildiği, Eğitim Sen’den bir hocamızın da konuşma yaptığı bir basın açıklaması daha gerçekleştirdik. Ardından rotayı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne çeviren Öğrenci Meclisi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) çağrısıyla düzenlenen eylem alanına coşkulu bir giriş yaptı. Alanda diğer sendikalar ve gençlik örgütleriyle omuz omuza nöbet tutarak gücünü birleştirdi ve tek bir ağızdan o ortak talebi gür bir sesle dile getirdi: Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir!
NASIL BİR EĞİTİM İSTİYORUZ?
Bu eylemlerin vermek istediği mesaj oldukça net: Eğitimde bizi tahakküm altına almaya çalışan tarikatçı zihniyet son bulacak. Acı olayların asıl azmettiricisi olan, eğitimi kendi gerici politikalarına alet eden tarikatların hamisi Yusuf Tekin yargılanacak ve o koltuktan inecektir!
Eğitim alanında güvenliği sağlamakla yükümlü olan bu şahıs, öğretmen Fatma Nur Çelik katledildiğinde vadedilen önlemleri almak yerine okullara dini etkinlikler dayatmayı ve zil seslerini ilahilerle değiştirmeyi öncelik haline getirdi. “Laikliği savunuyoruz” bildirisine imza atan 168 aydın hakkında suç duyurusunda bulunarak laikliğe düşmanlığını kanıtladı. Aynı süreçte kreşleri eleştirip dinci vakıf ve dernekleri “sivil toplum örgütü” maskesiyle aklayarak okullarda tarikatların cirit atmasının önünü açtı. Adına MESEM denilen yasal sömürühanelerde sıra arkadaşlarımız iş cinayetlerine kurban giderken, bu kanlı düzeni protesto eden öğretmenlerimize ters kelepçe vurulmasının ve üniversite öğrencilerinin tutuklanmasının doğrudan sorumlusu yine odur. Kurumsal çürüme yaşanırken okullarımızı esir alan şiddet bir tesadüf değildir. Açıkça haykırıyoruz: Çocukların katili, eğitimi dinselleştiren ve piyasalaştıran Saray rejimidir! Saldırıların baş sorumlusu Yusuf Tekin’in o koltukta fütursuzca oturması iktidarın arsızlığının özetidir. Çocukların ve gençlerin ölmediği bir geleceğin yolu, sistemdeki bu gerici toksikliğin kökünden kazınıp atılmasından geçiyor. Cevabımız nettir: Laik, bilimsel, eşit ve tamamen ücretsiz eğitim, bu ülkedeki her yurttaşın devredilemez hakkıdır. Sermayenin çarklarını kanımızla döndüren piyasacı politikalar derhal terk edilmeli, gençliği köleleştiren MESEM uygulaması son bulmalıdır. İktidarın siyasal ajandası “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” çöpe atılmalı, okullarımızda Güvenli Okullar Bildirgesi derhal uygulanmalıdır. Talebimiz esnetilemez: Bakan Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir!