Yemekhane onlar sayesinde güzel
Üniversitemiz yemekhanesi, birçoğumuz için gün içinde derslerin stresini attığımız, arkadaşlarımızla sohbetlere daldığımız ve görece uygun fiyatlı yemeğe eriştiğimiz bir mekân. Peki, standın arkasından yıllardır bize gülümseyen, her gün birlikte olduğumuz isimleri ne kadar tanıyoruz?
Yemekhanemizin emektarlarından, okulumuzda neredeyse hepimizden daha tecrübeli iki isimle; 9 yıldır burada olan Zübeyde Hanım ve 16 yılını deviren Zennur Hanım ile bir röportaj gerçekleştirdik. Üniversitemizi “ikinci bir ev” olarak gören ablalarımız, Ünlem’in sorularını tüm samimiyetleriyle yanıtladı.
Ünlem: Burada okuyan herkes yıllardır sizi görüyor, peki Galatasaray ile hikayeniz nasıl başladı?
Zübeyde: 2016’ya kadar hiç çalışmadım. İki kızım var, hatta küçük olanı evlendirdik. Çocuklarımı büyüttükten sonra çalışmaya karar verdim. Burası hayatımdaki ikinci iş yerim. 2017’de buraya girmeden önce kısa bir süre yemek üretim sektöründe çalıştım ama üretim gerçekten çok zormuş. Buraya geçtikten sonra asıl yerimi buldum diyebilirim.
Zennur: Ben de buraya 2008 yılında giriş yaptım. Öncesinde ev hanımıydım. Artık çocukları büyüttükten sonra çalışmak gerekiyordu burada başladım. İyi ki de başlamışım.
Ünlem: Zennur Abla, sen tam 16 yıldır buradasın. Okulun birçok değişimine şahit oldun haliyle. Bize biraz eskilerden bahseder misin?
Zennur: Evet, şimdi Öğrenci İşleri olarak devam eden bina bundan birkaç yıl öncesine kadar yemekhanemizdi. Aslında bulunduğumuz yemekhane binası yeni yemekhane. Burası da güzel ama eski binamız çok özel bir yerdi. Bir mahzen gibi havası vardı, ateş tuğlaları ile döşenmiş harika bir yapıydı. Yeni halini de gördük, çok güzel olmuş yine ama insan bazen eski binayı da özlüyor.
Ünlem: Peki o arka plandaki tempoya dönersek… Bize burada geçen sıradan bir gününüzü ve çalışma ortamınızı anlatır mısınız?
Zübeyde: Sabah erkenden gelip temizliğimizi yapıyoruz. Gerekli kontrollerden sonra da yemek dağıtımına başlıyoruz. Toplamda yemekhanede 15 kişi çalışıyor. Burada çok güzel bir arkadaşlık ortamımız var, hep bir aradayız. Sabah kahvaltımızı hep beraber yaparız. Öğle yemeğini dağıtıp bitirdikten sonra, saat 15.00 ile 17.00 arası bizim en sevdiğimiz zaman dilimidir. O aralıkta dinlenip sohbet ederken zaman bir çırpıda geçiveriyor, sonrasında akşam yemeği hazırlıklarına başlıyoruz.
Ünlem: Öğrencilerin içinde olmak, bu tempoda gençlerle iletişimde kalmak nasıl hissettiriyor?
Zübeyde: Bir öğrencimizin başına bir şey gelse kendi çocuğumuz gibi endişeleniyoruz. Hatta hocalarımızı, asistanlarımızı televizyonda görünce gururlanıyor, sizin de ileride böyle yararlı işler yapacağınızı hayal edip heyecanlanıyoruz. Öğrencilerle sohbet etmek, günlük hayata dair konuşmak; “Memlekete gittin mi?”, “Sınavını verdin mi?” demek çok önemli. Mesela yemek yetmediği zamanlarda, bir anne gibi gerçekten üzülüyorum. Bazen çocuklar kazara bir tabak düşürüyor, o kadar mahcup oluyorlar ki… Bizim için önemli olan tek şey size bir şey olmaması. Tabak elbette düşebilir, herkesin başına gelir.
Zennur: Açıkçası aşağıdaki yemekhanede çalışmak aramızda çok tercih edilmez; burada, doğrudan öğrencilerin içinde olmak çok daha keyifli. Gençlerin enerjisi bize o kadar iyi geliyor ki, bazen yorulduğumu bile hissetmiyorum. Biz burada sizi kendi çocuklarımız gibi görüyoruz.
Ünlem: Duyduğumuz kadarıyla hocalarımızla aranızdaki bağ da güçlü. Peki okuldan uzak kalmak sizi nasıl etkiliyor?
Zübeyde: Evet, sadece öğrencilerle değil, hocalarımızla da aramız çok iyi. Ayaküstü muhabbetlerimiz oluyor. Alıştığım bazı hocaları birkaç gün görmezsem hemen sorarım, “Hocam nerelerdesiniz?” diye. Tüm hocalarımız hep yanımızda, hepsi son derece alçakgönüllü ve yardımsever insanlar.
Zennur: Ben okulu Cumartesi-Pazar günleri bile çok özlüyorum. Bir an önce hafta başlasın da çocukları, arkadaşlarımızı, hocalarımızı göreyim diye sabırsızlanıyorum. Mesela pandemi dönemi benim için çok zordu. Okuldan ve öğrencilerden uzak kalmak ağır geldi; durmadan hayatın normale döndüğünü, tekrar burada çalıştığımızı hayal ediyordum.
Ünlem: Röportajımızın sonuna gelirken okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Zübeyde: Öğrencilerimizin her birini çok seviyoruz, her şeyin gönüllerince olmasını diliyoruz.
Ünlem Kolektifi olarak kampüsümüzü güzelleştiren tüm kıymetli emekçilerimize, sıra arkadaşlarımız adına teşekkür ediyoruz.