Fulya ablamızın bize anlatacakları var
Üniversitemiz ön kantininde son yılların güler yüzü olarak hepimize motivasyon sağlayan Fulya abla, Ünlem’in sorularını yanıtladı. Hayata karşı pozitif duruşu, 20 ülkeye uzanan seyahat tecrübeleri ve biz öğrencilere olan içten sevgisiyle Fulya abla, anlattıklarıyla hepimizi bir kez daha kendine hayran bıraktı.
EVİME YAKIN DİYE BAŞLADIĞIM YER EVİM OLDU
Ünlem: Fulya abla, hepimiz seni o bitmeyen enerjinle tanıyoruz. Peki senin buradaki hikâyen nasıl başladı?
Fulya abla: İstanbul’a 3 yıl önce geldim. İlk iş başvurum burasıydı aslında. Başta sadece evime yakın olsun diyerek başvurmuştum. Ama evime yakın diye işe başlamışken şimdi apayrı duygular içerisindeyim. Yani çok seviyorum hepinizi; her biriniz ayrı bir çocuğummuş gibi, birinizin bir sıkıntısı olsa ne yapabilirim diye düşünüyorum. Kimin başı ağrıyor, ne çayı yapalım diye dertleniyorum. Ben buraya başlarken evime yakın olsun diye başlamıştım ama evime yakın diye başladığım yer, zamanla evim oldu. İşe iyice alıştım, öğrendim; insanın yapamayacağı hiçbir şey yokmuş, ondan da kopamıyorum artık. Ara tatillerde burada hayat duruyor benim için, inanın sizleri çok özlüyorum. Enerjiyi sizlerden buluyorum. Öğrencilerle aramın iyi olduğunu düşünüyorum ki gençler de bu konuda bana katılıyor.
Ünlem: Bazen vizelerden, finallerden çok yoruluyoruz ama sen hep gülümsüyorsun. Hayattaki problemlere karşı nasıl bu kadar pozitif kalabiliyorsun?
Fulya abla: Ne işle uğraşırsanız uğraşın, işinizi severek yapacaksınız. Mesela ben kendimi mutsuz edebilir miyim? Evet, ama ben hep pozitif taraftan bakmayı seçiyorum. Lütfen sizler de böyle olun. Hayattaki problemleri çözmek için hep plan yaptım, çabaladım. Önemli olan sağlık, inanın sağlık olunca her şey yerine geliyor.
Ünlem: Bildiğimiz kadarıyla hayatının tamamı İstanbul’da geçmedi. Buraya geliş sürecin nasıldı?
Fulya abla: Hayatımın çoğunu Alanya’da geçirdim, orada başka işlerimiz vardı. Çocuklarımın eğitimi için birkaç yıl önce buraya geldik. Ama İstanbul’a aşık oldum, burada yaşadığım için çok mutluyum. Bazen burada öğrenciler bana çok bunaldıklarını söylediklerinde, onlara nerede olduğumuzu hatırlatıyorum. Arkamıza bakar mısın? İstanbul’un en güzel yeri…
Ünlem: Kantinin el değiştirmesi süreci hepimizin gündemindeydi. Sen içeriden biri olarak bu değişim hakkında ne düşünüyorsun?
Fulya abla: Bana göre sizler için fiyat olarak herkese hitap etmesi çok daha iyi oldu. Eski fiyat politikamız biraz daha yüksekti. Ben bir anneyim gençler, bazen sizden ödeme alırken canım sıkılıyordu. Beni mutlu eden yanı bu oldu, artık yeni fiyatlar daha geniş bir kesime hitap ediyor. Çalışanlar açısından mesaiye kalanlara parasıyla kalma opsiyonu sunuldu. Bu değişim sürecinde kimse de işten çıkarılmadı. Ama elbette işimizi de hafife almamak gerekiyor, kolay da değil. Ben zamanında beş yıllık bir lise okumuştum, o yıllarda İngilizce öğrenmiştim. Şimdi o yabancı dil de burada çok işime yarıyor.
Ünlem: Bir de senin kurduğun, kantinimizin o meşhur Instagram hesabı var. O fikir nasıl ortaya çıktı?
Fulya abla: Kafeteryanın Instagram hesabını ben kurdum. Belki amatörce ama çok seviyorum bununla ilgilenmeyi. Hesabı açtım, baktım tuttu, devam ediyorum. Hesabı bilerek gizli hesap yaptım. “Eğer seviyorsanız takip edeceksiniz” dedim. O hesap sadece size özel.
Ünlem: Bizi en çok şaşırtan yanlarından biri de dünya gezgini olman! Hocaların bile şaşırdığı bu seyahat tutkun nasıl başladı, nerelere gittin?
Fulya abla: Tam 20 ülke gezdim! Hindistan’a iki kez, Mısır’a üç kez, Tayland’a yedi kez gittim. Bu yıl da kızımı Fas’a götürdüm. Lütfen yanlış anlamayın, bu öyle çok parayla olan bir şey değil. Benim kızım 18, oğlum 21 yaşında. Çocuklarıma “Telefonunuzu değiştirmektense gidin, yiyin, için, gezin” diyorum. Buradaki hocalarımız bile şaşırıyor bu tecrübelerime.
Ünlem: Gerçekten ufuk açıcı tecrübeler… Son olarak tüm bu gördüklerinden yola çıkarak biz gençlere, Ünlem okurlarına ne söylemek istersin?
Fulya abla: Gençlerimizde büyük bir karamsarlık görüyorum. Ancak lütfen olumsuzluklara odaklanıp hayatınızı karartmayın. Bu yaşa bir daha gelmeyeceksiniz. Son mesajım şu olsun: Hayat kısa, lütfen anınızı değerlendirin. Zamandan daha önemlisi yok.