Hepimiz oradaydık!
19 Mart’ın birinci yılında gençlik hareketinin gücünü hatırlıyor ve üniversitemiz bileşenlerini 19 Mart fikrini takip ederek gençliğin birleşik hareketini tekrardan oluşturmaya çağırıyoruz!
Gençliğin, ülkemizin karşı karşıya kaldığı o zifiri karanlığa karşı korku duvarlarını aşıp, İstanbul Üniversitesi Esnaf Yemekhanesi önünde barikatları yıkarak isyan fitilini ateşlediği o gün, bütün dün gibi aklımızda. Bugün, hareketimizin birinci yıl dönümünde, ülkemizin kaderine ortak olduğumuz o güne dönüp bakarken aynı kararlılıkla haykırıyoruz: Öğrenci hareketi olarak buradayız, hepimiz oradaydık! 19 Mart bizim için sıradan bir gün değil. Bu tarih bizim üstümüze çöken baskı ve umutsuzluk iklimini, yan yana gelerek ve omuz omuza vererek dağıttığımız tarihi bir an.
Bizler, Galatasaray Üniversitesi Bilimsel Düşünce Kulübü ve Ünlem Kolektifi olarak, Ünlem gazetesinin yayın hayatına başladığı ilk günden bu yana o günün yarattığı o büyük direniş ruhunu her sayımızda, her satırımızda taşımayı bir görev biliyoruz. Çünkü o ruh, doğrudan gençliğin kendi iradesi ve eylemliliğiyle var oluyor. Farklı fikirlere, farklı politik aidiyetlere sahip yüzlerce öğrencinin Süslü Salon’u doldurarak katıldığı, hareketimizin ve okulumuzun geleceğine hep birlikte karar verdiğimiz o tarihi forumların bizlere verdiği his dün gibi üzerimizde. Biz de Ünlem kolektifi olarak, Süslü Salon’daki bu dayanışma ve ortak akıl fikrini, gazetemizin sayfalarından bütün kampüsümüze yaymayı önümüze koyduk.
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
Elbette bu bir sene kolay geçmedi. 19 Mart’ın aydınlığından korkanlar, harekete katılan ve en ön safta duran arkadaşlarımızı hedef aldı. Soruşturmalarla, cezalandırmalarla, ülkemiz kampüslerini ablukayla baskı ortamının giderek tırmandırıldığı, sesimizin kısılmak istendiği zorlu zamanlardan geçiyoruz. İktidar, bizi yalnızlaştırarak ve korkutarak teslim alabileceğini sandı. Ancak gençlik, en ufak bir geri adım atmayacağını omuz omuza durarak gösteriyor. Kampüsümüzde yaşadığımız o eylem ve dayanışma dolu günlerden bu yana birbirimize sıkı sıkıya sarılarak geride tek bir sıra arkadaşımızı bile bırakmadan bu baskı rejimine, bu keyfiliğe karşı dimdik durmayı bildik.
Bugün, aradan geçen bir yılın ardından geriye dönüp baktığımızda çok net görüyoruz ki 19 Mart, geçmişte kalmış nostaljik bir anıdan çok daha fazlası. 19 Mart, aynı dertlere, aynı geleceksizlik kaygılarına ve aynı aydınlık umutlara sahip insanların paylaştığı, sürekliliği olan ortak bir irade. İlk günden başlayarak çağrıcısı olduğumuz ve ilmek ilmek örgütlediğimiz akademik boykot, kitlesel forumlar, hocalarımızla birlikte yaptığımız açık dersler ve birliktelik hissini pekiştirmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz tüm dayanışma etkinlikleri… Hepsi, kampüsümüzde bugüne kadar eşi benzeri nadir görülmüş, özgürlükçü bir atmosfer oluşturmamızı sağladı. Üniversitenin sadece beton binalardan ibaret olmadığını, aslolanın o binaların içindeki özgür ve eleştirel düşünce olduğunu kanıtladık.
GÖREVİMİZ NET
Şimdi görevimiz, bu mirası sadece anmak değil, onu bugünün mücadelesine taşımak. Ülkenin dört bir yanında, Beyazıt Meydanı’nda kolluk kuvvetlerinin karşısında çektiğimiz direniş bayrağını okulumuzda daha da yükseltmek zorundayız. Düşlerimizdeki o eşit, özgür ve demokratik ülkeyi kurma mücadelemizi daha da genişletmek, en geniş düzlemde birleşmek bu dönemin asli görevidir. Tüm sıra arkadaşlarımızı, bu onurlu mücadelenin bir öznesi olmaya çağırıyoruz. 19 Mart ruhu çağırıyor…