Galatasaray Üniversitesi’nin haftalık gazetesidir.Sayı: 32 · 27 Ekim 2026 · Ücretsizdir

ManşetSayı 12 · Gündem

Karanlığa teslim olmayacağız!

17 Şubat 2026

“Şeriata karşı laiklik” dedikleri için hukuksuzca yargılanan 3 arkadaşımız 10 gündür ev hapsinde. Gençlerden biri işçi, biri İÜ öğrencisi, diğeri GSÜ hayali kuran bir liseli. Şeriat çığırtkanları sokaklarda serbestken, anayasal hakkını savunan gençler dört duvara hapsediliyor. Soruyoruz: Laikliği savunmak ne zamandan beri suç?

İki hafta önce Sefaköy’de bir pankarta yönelik gerici saldırının ardından, memleketin kurucu değerlerine sahip çıkan SOL Genç üyeleri linç kampanyasının hedefi oldu. Tarikat ve cemaatleri devletin kalbine yerleştiren, laikliği anayasadan silmeye çalışan siyasal islamcı rejim, devrimci gençleri sindirmek istiyor. İfade vermek üzere adliyeye giden gençler, mahkemece ev hapsine çarptırıldı. Tam 10 gündür, hiçbir yasal gerekçe olmaksızın, sadece şeriata karşı laikliği savundukları için özgürlüklerinden mahrumlar.

EVLERE HAPSEDİLEN ÜÇ HAYAT, ÜÇ GELECEK

Bu karar bir özgürlük kısıtlamasından öte üç gencin hayatına, emeğine ve eğitimine vurulmuş doğrudan bir darbe. Ev hapsindeki gençlerden biri, ağır ekonomik kriz altında ezilen bir işçi. Hukuki dayanaktan yoksun bu karar, onun için doğrudan bir ekonomik cezalandırmaya dönüştü. Arkadaşımız isyanını şu sözlerle dile getiriyor: “Günlerdir işime gidemiyorum. Bu ülkede ne zamandır laikliği savunmak suç sayıldı? Buna dair herhangi bir hukuki madde yasalarda var mı?”

Diğer arkadaşımız, amfilerinden koparılan bir İstanbul Üniversitesi öğrencisi. Üçüncüsü ise yarın omuz omuza sıraları paylaşmayı umduğumuz, Galatasaray Üniversitesi’ni kazanma hayaliyle sınava hazırlanan genç bir liseli. Gençlerin eğitim hakları, emekleri ve gelecekleri, gerici grupların talepleri uğruna gasp ediliyor. Tarikat yurtlarına mecbur bırakılmak istenen gençlik, kendi aklını savunduğunda ev hapsiyle cezalandırılıyor.

ADALETİN TERAZİSİ KİMDEN YANA?

Bu karar yargı mekanizmasının tercihini net gösteriyor. Anayasayı ayaklar altına alıp şeriat çağrısı yapanlar ellerini kollarını sallayarak gezerken; laikliği savunanlar ev hapsiyle bastırılmak isteniyor. Ortada hukuki bir karar değil, topluma verilen politik bir gözdağı var. Bu karar, bizden şeriat karanlığına ses çıkarmamamızı; anayasal güvence altındaki temel haklarımızın yok sayılmasına göz yummamızı dikte ediyor. Ancak ev hapsindeki arkadaşımızın dirayetli sözleri, o duvarların irademizi hapsedemediğinin en net kanıtı: “Aynı gün şeriatı savunup binamıza saldıranlar şu an özgür. Haklarında hiçbir işlem yapılmadı. Ancak biz laikliği savunmaya devam edeceğiz. Laikliği onlar vermeyecek, biz alacağız!”

LAİKLİĞİ SİZİN LÜTFUNUZA BIRAKMAYACAĞIZ!

Ünlem Kolektifi olarak Galatasaray Üniversitesi’nden haykırıyoruz: Bir pankarttan korkanlar, arkasındaki milyonların iradesini yok edemez. İster iş yerinde alın teri döksün, ister İÜ amfilerinde dirsek çürütsün, isterse yarın GSÜ koridorlarında bizimle yürüsün; karanlığa teslim olmayan bu arkadaşlarımızın onurlu duruşu, bizim duruşumuzdur. Onların tutsaklığı, saraylarını korumak için tarikatlara sırtını dayayanların derin korkusudur. Laiklik, bu topraklarda nefes alabilmemizin yegâne teminatıdır ve biz bu teminatı lütfunuza bırakmayacağız. Laikliği sokakta, kampüste, iş yerinde eşit ve demokratik bir cumhuriyet için savunmaya devam edeceğiz!