Boğaziçi direniyor
Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım rejimi, üniversitenin hafızasını silmeye, öğrenci kulüplerini nefessiz bırakmaya devam ediyor. 155 yıldır yurt olarak kullanılan, on yıllardır öğrenci kulüplerinin evi olan Hamlin Hall, kayyım yönetiminin sistematik saldırısının son hedefi oldu. Hatırlayacağımız üzere 2023’te “yurt kapasitesi” bahanesiyle BÜMED binasına sürülen kulüpler, şimdi de Hisar Kampüs’e sürgün edilmek istendi. Öğrenci İşleri Dekanlığı; Müzik, Su Altı Sporları, Güzel Sanatlar ve Spor Kulübü’nün odalarının boşaltılacağını ve Hamlin Hall’un dersliğe çevrileceğini duyurdu.
Odalar bizimdir, üniversite bizim!
Bu dayatmaya karşı Boğaziçi öğrencisi cevabını verdi. 5 Şubat’tan itibaren “Odalar Bizimdir!” diyerek Hamlin Hall’de nöbet başlatan arkadaşlarımız, akademisyenlerle birlikte omuz omuza bir duruş sergiledi. Yönetim, öğrenci iradesini hiçe saydığı yetmezmiş gibi, açtığı iş ilanıyla öğrencilere 1600 TL yevmiye teklif ederek, sıra arkadaşlarının odalarını yine öğrencilere boşalttırmak istedi.
Kampüs öğrencilere kapalı
7 Şubat sabahı, kampüs öğrenci girişine kapatılırken, Hisarüstü sokakları TOMA ve çevik kuvvet ablukasına alındı. Kulüp odaları özensizce, talan edercesine boşaltıldı; öğrencilerin emekle kurduğu ekipmanlar kırıldı, zarar gördü. Durumun sadece Hamlin Hall ile sınırlı olmadığı; tadilat bahanesiyle Dodge Hall Spor Salonu, Demir Demirgil ve Özger Arnas salonlarının da kullanılamaz hale getirileceği açıklandı. 9 Şubat Pazartesi günü ise Güney Meydan’da toplanan üniversite bileşenleri, “Üniversiteler bizimdir!”, “Kayyımlar gidecek biz kalacağız!” sloganlarıyla Hamlin Hall’e yürüyüşe geçti. Karşılarında yine çevik kuvvet, gözaltı araçları ve TOMA’lar vardı.
Ortaköy’den Hisarüstü’ne: sıra arkadaşlarımızın yanındayız!
Bu ablukaya karşı üniversitemizden de güçlü bir ses yükseldi. Galatasaray Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri, yayınladıkları ortak bildiriyle Boğaziçili sıra arkadaşlarının yanında saf tuttu. Kulüplerimiz, karar alma süreçlerinde öğrencilerin tamamen devre dışı bırakıldığı bu uygulamaları “üniversite kültürüne taban tabana zıt” ve “anti-demokratik” olarak nitelendirdi. Üniversitelerin özgür düşüncenin ve ortak aklın merkezi olması gerektiğinin altını çizen GSÜ Kulüpler Birliği, kayyım idaresini, üniversite bileşenlerinin iradesini yok sayan zorlayıcı tutumlardan vazgeçmeye çağırdı. Bilimsel ve özgürlükçü düşünceyi hedef alan her türlü müdahalenin karşısında olduklarını belirten kulüplerimiz, Boğaziçi direnişinin haklı taleplerini yineleyerek dayanışmayı büyüttü.
Biz de Ünlem olarak tekrar ediyoruz: Kulüplerin tasfiyesi, sadece bir mekân sorunu değil; üniversitenin yaşayan yapısına vurulmuş bir darbedir. Odalar, binalar, kampüsler bizimdir; kayyımlar gidecek, biz kalacağız!