Emperyalist dizayna ODTÜ ruhuyla isyan
Emperyalizm 3 Ocak’ta Venezuela’da, 57 yıl önce bugün ise ODTÜ’de aynı “kibirle” sahneye çıktı. Ama yanıt hiç değişmedi: Bağımsızlık! ABD’nin Venezuela’daki işgal girişimine karşı yükselen öfke, 6 Ocak 1969’da Komer’in arabasını yakan ateşi harlıyor. O gün ODTÜ’de yakılan ateş, bugün Latin Amerika’da yanmaya devam ediyor.

Dünya, 3 Ocak sabahına diplomasinin bittiği, zorbalığın başladığı bir “oldubitti” ile uyandı. ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik gerçekleştirdiği operasyon ve Beyaz Saray’ın “Yönetimi devralıyoruz” açıklaması, maskelerin tamamen düştüğü bir anı işaret ediyor. Bu hamle, ana akım medyanın iddia ettiği gibi bir “demokrasi getirme” değil; Latin Amerika’nın yeraltı kaynaklarına el koyma ve kıtayı yeniden Washington merkezli sermayenin uydusu haline getirme girişimidir. Birleşmiş Milletler Şartı’nın egemenlik ilkesi, 3 Ocak itibarıyla ABD tarafından fiilen feshedilmiştir. Washington, kendi iç hukukunu evrensel yasa gibi dayatarak, “hoşuna gitmeyen” iktidarları zorla değiştirme hakkını kendinde görmektedir.
Petrolün politik ekonomisi
Meseleyi “insan hakları” parantezine sıkıştırmaya çalışan liberal anlatının aksine, yaşananların ekonomi-politiği son derece berraktır. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahiptir. Emperyalizm, krizdeki sermaye birikim modelini sürdürebilmek için yeni kaynaklara “bedelsiz” ulaşmak zorundadır. Bu işgal, Venezuela halkının kamusal zenginliklerinin, Wall Street borsalarında işlem gören enerji tekellerine transfer edilmesi sürecidir. Ancak emperyalistlerin unuttuğu bir şey var: Halkların hafızası ve direnci. Latin Amerika halkları bu filmi Şili’de, Panama’da defalarca izledi ve her seferinde ayağa kalkmıştır.
Tarihten günümüze: o ateş hiç sönmedi
Bugün takvimler 6 Ocak’ı gösteriyor. Bu tarih, bu toprakların gençliği için sıradan bir gün değildir. Tam 57 yıl önce bugün, 6 Ocak 1969’da, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencileri, ABD emperyalizminin küstahlığına unutulmaz bir ders vermişti. “Vietnam Kasabı” olarak bilinen ABD Büyükelçisi Robert Komer, sömürge valisi edasıyla girdiği üniversitede, devrimci öğrencilerin iradesiyle karşılaştı. Komer kaçarken, geride bıraktığı makam arabası rektörlük önünde ters çevrilip yakıldı.
O gün ODTÜ’de öğrencilerin yaktığı ateş, sadece bir arabayı değil, emperyalizmin “dokunulmazlık” mitini de kül etmişti. O ateş, bir bağımsızlık manifestosuydu.
Bugün de aynı saftayız
Aradan geçen yarım asırda ne emperyalizmin saldırganlığı değişti ne de gençliğin cevabı. 1969’da Ankara’da Komer’e, 68’de Dolmabahçe’de 6. Filo’ya ne söylendiyse; bugün Venezuela’yı işgal etmeye kalkanlara da aynı şeyi söylüyoruz. Komer’in arabasından yükselen dumanlar, bugün Caracas sokaklarını boğmaya çalışan emperyalist kuşatmayı dağıtacak olan rüzgardır.
Yayın hayatına başladığı ilk günden beri sözünü emperyalistlerden sakınmayan Ünlem Gazetesi olarak, 10. sayımızda da aynı inançla, o gün ODTÜ’de yakılan ateşin sıcaklığıyla sesleniyoruz: Dün ODTÜ’deydik, bugün Venezuela’dayız. Yankee Go Home!”