Beytepe’den Beyazıt’a birlikte mücadeleye
19 Mart direnişiyle büyüyen öğrenci dayanışması, yıllardır kampüslerde palazlandırılan faşist çetelerin hedefi haline geldi. Hacettepe’deki palalı saldırı, üniversitelerde “güvenlik” adı altında kurulan sahte huzurun aslında kimin çıkarına, hangi güçlerce korunduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Yüzleri maskeli, ellerinde pala ve döner bıçaklarıyla kampüse giren faşist çetelerin sıra arkadaşlarımıza saldırması; güvenliğin ve polisin saldırganları değil öğrencileri hedef alması, hastane önündeki dayanışma eylemine bile müdahale edilmesi… Bu tablo, tek adam rejiminin üniversiteler üzerindeki politikasının açık bir göstergesidir. Polis ve ÖGB koruması altında serbestçe dolaşan bu çetelere göz yuman üniversite yönetimine karşı, öğrenci hareketi baskıya boyun eğmeden mücadelesini sürdürüyor.
Devlet destekli faşist çetelerin saldırılarına karşı üniversite öğrencileri İstanbul’da, Beyazıt’ta bir araya geldi. “Faşist çeteler susacak, öğrenciler konuşacak!” sloganlarının yükseldiği eylemde, dayanışma çağrısı Beytepe kampüsündeki direnişe ulaştı.
Faşizme, tacize, çetelere ve baskılara karşı durmak bir tür “sağ-sol çatışması” olarak okunmamalıdır. Bu mücadele, kampüsleri yaşam alanı yapanların, emeğin ve özgürlüğün savunusudur.